Metropolis Antik Kenti 6 Bin Yıllık Geçmişi Gün Yüzüne Çıkarıyor
Torbalı’daki Metropolis kazılarında bulunan mermer tanrıça başı ve antik bronz atölyesi, kentin 6 bin yıllık ticari ve sosyal yaşamına yeni ışık tutuyor.

Torbalı Ovası’na hakim Gallesion Dağı eteklerinde kurulu Metropolis Antik Kenti’nde yürütülen kazı çalışmaları, 6 bin yıllık yerleşim tarihine dair yeni bulguları gün yüzüne çıkardı. Dokuz Eylül Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Metropolis Kazı Başkanı Prof. Dr. Serdar Aybek başkanlığında yürütülen çalışmalarda, kentin antik dönemdeki stratejik konumu ve sosyo-kültürel yapısına dair önemli veriler elde edildi.
Metropolis, antik dönemde verimli tarım arazileri ile İç Anadolu’dan Ege’ye ulaşan ticaret yollarının tam kesişme noktasında yer alıyor. Prof. Dr. Serdar Aybek, kentin stratejik önemini şu sözlerle açıklıyor: "Metropolis, Torbalı Ovası’nın antik dönemdeki tarım potansiyelini yöneten ve ürünleri Küçük Menderes Nehri üzerindeki liman vasıtasıyla Efes’in büyük limanına gönderen bir merkezdi. Bugün İzmir-Aydın otoyolunun izlediği güzergâh, antik dönemde de Smyrna ve Efes’i birbirine bağlayan ana rotaydı."
Antik Çağın Sıfır Atık Projesi: Bronz Heykeller
Kazılarda ortaya çıkarılan buluntular arasında en dikkat çekici olanlardan biri, antik dönemin geri dönüşüm alışkanlıklarını kanıtlayan bronz heykel grubu oldu. Parçalanmış ve eritilmek üzere bir arada toplanmış halde bulunan heykeller, kentin bir dönem "hurda atölyesine" ev sahipliği yaptığını gösteriyor. Aybek, bu durumu antik dönemin bir "sıfır atık projesi" olarak tanımlarken, bronzun o dönemde de dönüştürülerek yeniden kullanılan değerli bir malzeme olduğunu vurguluyor.
2025 yılı kazı sezonunda keşfedilen Hellenistik Dönem’e ait mermer tanrıça başı ise dönemin heykeltıraşlık tekniklerine dair yeni bilgiler sundu. Göz çukurlarında farklı malzemelerin kullanıldığına dair izler taşıyan bu parçanın gövdesine ulaşmak için kazı çalışmaları derinleştiriliyor.
Ticaret, Spor ve Sosyal Yaşamın İzleri
Metropolis’in sadece bir tarım kenti değil, aynı zamanda eğitim ve spor merkezi olduğu yazıtlardan anlaşılıyor. Attalos Krallığı döneminde Bergama’dan gelen maddi desteklerle gençlerin eğitimi ve spor faaliyetlerinin desteklendiği biliniyor. Kentteki Palaestra’da yapılan antrenmanlar sırasında hayatını kaybeden bir pankreas (serbest güreş) sporcusuna ait yazıt, antik dönemin sosyal dinamiklerine dair somut bir örnek teşkil ediyor.
Kentteki ticari hayatın çeşitliliği ise yeni keşfedilen bir dükkânla belgelendi. Ticaret yapısı içinde bulunan balık biçimli çakı sapları, olta iğneleri ve balık kemikleri, Metropolis’te balıkçılığın da ekonomik bir faaliyet olduğunu kanıtladı. Ünlü coğrafyacı Strabon’un eserlerinde övgüyle bahsettiği Metropolis üzümlerinin, mühürlü seramikler aracılığıyla Mısır’ın İskenderiye kentine kadar ihraç edildiği uzmanlarca belirtiliyor.
Kadınların Toplumsal Rolü
Arkeolojik bulgular, kentin yönetiminde ve sosyal hayatında kadınların etkin rol oynadığını gösteriyor. Yazıtlarda ismi geçen Alexandra Myrton’un, kentin yukarı hamam yapısından sorumlu bir yönetici olduğu tespit edildi. Ayrıca bir mezarda bulunan koku şişeleri, aynalar ve dokuma aletleri (yün kirmeni), antik dönem kadınlarının hem estetik hem de üretim süreçlerindeki yerini ortaya koyuyor.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında desteklenen çalışmalar; Dokuz Eylül Üniversitesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Sabancı Vakfı’nın katkılarıyla yılın 12 ayı kesintisiz sürüyor. Kazılarda çıkarılan eserler Efes Müzesi, İzmir Arkeoloji Müzesi ve Alsancak Kültür Sanat Fabrikası’nda sergileniyor.
Etiketler






