Gündem

Seferihisar Sığacık Marina Kapasite Artışına Sert Tepki

Sığacık Körfezi'nde planlanan marina kapasite artışına karşı yürüyen Seferihisarlılar, projenin deniz ekosistemini ve balıkçıların geçimini tehdit ettiğini savundu.

Emre Aktaş
9 görüntülenme
Seferihisar Sığacık Marina Kapasite Artışına Sert Tepki
Temsili görsel — yapay zeka ile oluşturulmuştur

Sığacık Sosyal Tesisleri önünde yankılanan Seferihisar Belediyesi Atatürk Bandosu’nun ezgileri, İzmirlilerin "Deniz Bizim, Sığacık Hepimizin" sloganlarıyla birleşerek Balıkçı Barınağı’na kadar uzanan kitlesel bir itiraz yürüyüşüne dönüştü. Seferihisar'da Sığacık Körfezi’nin doğal yapısını değiştirecek olan marina kapasite artışı projesine karşı bir araya gelen vatandaşlar, balıkçılar ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri, körfezin ekolojik dengesinin bozulmasına izin vermeyeceklerini haykırdı.

Yürüyüşün ardından Balıkçı Barınağı’nda toplanan kalabalığa seslenen Seferihisar Belediye Başkan Vekili Fuat Gümüş, projenin çevresel, ekonomik ve afet riskleri açısından bölgeyi geri dönülemez bir sürece sokacağını belirtti. Gümüş, Seferihisar halkının kentin gelişmesine veya doğru yatırımlara karşı olmadığını, ancak birilerinin daha fazla kâr etmesi uğruna Sığacık Körfezi’nin nefessiz bırakılmasına ve denizin beton bir havuza çevrilmesine sonuna kadar karşı duracaklarını vurguladı.

Sığacık Körfezi'ne 162 Bin Ton Hafriyat Tehdidi

Projenin teknik detaylarına ve Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporundaki verilere dikkat çeken Fuat Gümüş, planlanan dolgu ve hafriyat miktarının korkutucu boyutlarda olduğunu açıkladı. Proje kapsamında yaklaşık 11 bin metreküp dolgu yapılmasının ve 162 bin ton hafriyat çıkarılmasının öngörüldüğünü belirten Gümüş, bu müdahalenin binlerce yılda oluşmuş doğal liman yapısını tahrip edeceğini söyledi. Bu devasa hafriyat çalışması, sadece denizin dibini değil, bölgedeki tüm canlı yaşamını da doğrudan etkileyecek bir potansiyele sahip.

Sığacık Körfezi’nin ekolojik zenginliğinin bu projeyle büyük bir risk altına girdiğini ifade eden Gümüş, deniz çayırlarının ve dünyaca ünlü Akdeniz foklarının yaşam alanlarının yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu hatırlattı. Yatırımcı için doğal korunaklı yapısı nedeniyle cazip görünen bu körfezin, betonlaşma ve kirlilikle yüz yüze bırakılmasının bedelini sadece doğanın değil, tüm Seferihisar halkının ödeyeceği uyarısında bulunuldu. Bölgedeki biyoçeşitlilik, İzmir'in turizm ve doğa kimliği için de kritik bir öneme sahip.

Doğal limanların sınırsız bir şekilde yapılaşmaya açılmasının ekosistem üzerinde onarılamaz yaralar açacağını belirten yetkililer, Sığacık'ın gerçek zenginliğinin lüks marinalardaki tekne sayısı değil, masmavi denizi ve tarihi dokusu olduğunu yineledi. Bu noktada projenin yaratacağı çevre kirliliğinin, Sığacık'ın "Sakin Şehir" (CittaSlow) unvanına da gölge düşürebileceği endişesi dile getiriliyor.

13 Kişilik İstihdam İçin 100 Balıkçının Rızkı Riske mi Atılıyor?

Projenin savunulma gerekçelerinden biri olan istihdam artışı verileri, yerel halkın ve balıkçıların tepkisini daha da artırdı. ÇED raporunda işletme döneminde öngörülen kalıcı istihdam sayısının yalnızca 13 kişi olduğu belirtilirken, Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi bünyesinde 100’ün üzerinde kayıtlı balıkçının geçimini doğrudan bu körfezden sağladığı gerçeği masaya yatırıldı. Gümüş, "Siz 13 kişiye iş vereceksiniz diye 100 balıkçının rızkını, yüzlerce ailenin ekmek teknesini nasıl riske atarsınız?" sorusunu yönelterek kamu yararı tartışmasını başlattı.

Balıkçıların alın terinin lüks yatların konaklama konforundan daha değerli olduğunu vurgulayan Seferihisar Belediye Başkan Vekili, projenin ekonomik açıdan bölge halkına fayda sağlamaktan uzak olduğunu savundu. Sığacık Körfezi'nden geçimini sağlayan aileler, deniz tabanına yapılacak müdahalelerin ve artacak deniz trafiğinin balık popülasyonunu bitireceğinden endişe ediyor. Bu durum, İzmir'in en önemli yerel üretim damarlarından biri olan küçük ölçekli balıkçılığın Seferihisar ayağına büyük bir darbe vurulması anlamına geliyor.

Mücadelenin siyasi bir karşı duruş olmadığını, tamamen Sığacık’ın doğal ve kültürel değerlerini koruma amacı taşıdığını ifade eden Gümüş, kıyıların ranta ve ucuz hesaplara teslim edilmeyeceğini belirtti. Özellikle yerel üreticinin ve balıkçının korunması, İzmir genelinde sürdürülebilir yerel kalkınma modellerinin devamlılığı açısından büyük önem taşıyor. Bu gelişme, Seferihisar ekonomisinin temel taşlarını oluşturan geleneksel sektörlerin geleceğini de doğrudan etkileyecek.

30 Ekim Depremi ve Tsunami Riski Neden Raporda Yok?

Haberin en çarpıcı noktalarından biri de afet risklerine yönelik ihmal iddiaları oldu. 30 Ekim 2020 tarihinde gerçekleşen İzmir depremi sonrasında Sığacık’ta yaşanan ve büyük maddi hasara yol açan tsunamiyi hatırlatan Fuat Gümüş, hazırlanan raporlarda bu acı tecrübenin görmezden gelindiğini iddia etti. Gümüş, "Biz afeti yaşamış, canı yanmış bir kentiz. Ancak önümüze konulan raporda tsunami riskine dair bilimsel bir değerlendirme, afet senaryosu ve tahliye planı yok" dedi.

Afet yaşamış bir kentin insanlarına, olası felaket risklerini halı altına süpüren bir projenin dayatılamayacağı vurgulanırken, marina kapasite artışının deniz hareketliliği üzerindeki etkilerinin de bilimsel olarak incelenmesi gerektiği belirtildi. Olası bir doğa olayında kapasitesi artırılmış bir marinanın ve bölgedeki yapılaşmanın yaratacağı risklerin belirsizliği, Sığacık sakinleri arasında ciddi bir endişe kaynağı oluşturuyor. İzmir'in deprem gerçeği ve kıyı şeridinin hassasiyeti göz önüne alındığında, bu eksikliğin hayati önem taşıdığı ifade ediliyor.

Etkinlik sonunda katılımcılar, Sığacık’ın geleceğine dair umutlarını ve taleplerini içeren notları sembolik bir "dilek ağacı"na bırakarak eylemlerini sonlandırdı. Bu demokratik tepki, sadece Seferihisar’ı değil, İzmir’in tüm kıyı ilçelerinde benzer projelere karşı oluşabilecek toplumsal duyarlılığın bir yansıması olarak görülüyor. Sığacık Körfezi'ndeki bu belirsizlik, özellikle bölgede yaşayan 50 binden fazla Seferihisarlıyı ve İzmir'in hafta sonu rotasını bu şirin ilçeye çeviren binlerce ziyaretçiyi yakından ilgilendiriyor.

Sık Sorulan Sorular

Sığacık Marina projesinde ne kadar hafriyat yapılması planlanıyor?

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunda yer alan verilere göre, Sığacık Marina kapasite artışı projesi kapsamında yaklaşık 11 bin metreküp dolgu ve tam 162 bin ton hafriyat çalışması yapılması öngörülmektedir. Bu devasa çalışma, bölgedeki deniz çayırlarını ve Akdeniz foklarının yaşam alanlarını tehdit etmektedir.

Projenin bölge balıkçılığına etkisi ne olacak?

Proje kapsamında işletme döneminde sadece 13 kişilik bir istihdam öngörülürken, Sığacık Su Ürünleri Kooperatifi bünyesinde geçimini körfezden sağlayan 100’den fazla kayıtlı balıkçı bulunmaktadır. Yerel yetkililer, 13 kişilik istihdam için yüzlerce ailenin ekmek teknesinin riske atıldığını ve kamu yararı ilkesinin çiğnendiğini savunmaktadır.

Marina projesinde tsunami riski değerlendirildi mi?

Seferihisar Belediye Başkan Vekili Fuat Gümüş'ün açıklamalarına göre, proje için hazırlanan raporlarda 30 Ekim 2020 İzmir depremi sonrası yaşanan tsunamiye dair bilimsel bir değerlendirme bulunmamaktadır. Raporda afet senaryosu ve tahliye planı gibi kritik güvenlik unsurlarının yer almaması, bölge halkında ciddi güvenlik endişelerine yol açmaktadır.

Etiketler

#Izmir#IzmirGundem#Seferihisar#Sigacik#Cevre#Gundem#Balikcilik

İlgili Rehberler