Gülistan Doku Dosyasında Tuncay Sonel Şüpheli Sıfatıyla Kayıtlara
Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, Gülistan Doku soruşturmasında eski Vali Tuncay Sonel'in delilleri organize şekilde kararttığına dair somut emareler elde edildiğini açıkladı.

Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun soruşturmasında, eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in "şüpheli" sıfatıyla dosyaya dahil edildiğini ve delillerin organize bir şekilde karartıldığına dair somut emarelere ulaşıldığını duyurdu. Başsavcılık tarafından yapılan yazılı açıklamada, 2026/7025 soruşturma numarası üzerinden yürütülen işlemlerin, kamu gücü kullanılarak oluşturulan organize bir yapıya işaret ettiği vurgulandı.
Eski Vali Tuncay Sonel Hakkındaki Organize Yapı İddiası Nedir?
Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü derinlemesine ifade analizleri ile siber, teknik, dijital, finansal ve saha araştırmaları sonucunda, dosyanın seyrini değiştirecek kritik bulgulara ulaşıldı. Hazırlanan raporlarda, dönemin Tunceli Valisi ve dosya şüphelisi Tuncay Sonel'in koordinesinde, yerel bürokratik unsurlar ve kamu görevlileri aracılığıyla delillerin sistemli bir biçimde gizlendiği ifade ediliyor. Başsavcılık, maddi gerçeği ortaya çıkarabilmek adına yürütülen soruşturmanın, "resmi himaye zırhları" ve "bürokratik nüfuz" kullanılarak engellenmeye çalışıldığını somut verilerle ortaya koydu.
Soruşturma kapsamında elde edilen ilk tespitlere göre; üst düzey mülki ve emniyet idarecilerinin, yerel bürokratik mekanizmalarla iş birliği yaparak adli, dijital ve tıbbi sistemlere müdahale ettiği belirtiliyor. Bu müdahalelerin, olayın birçok suç fiilini barındıran organize bir yapı içerisinde işlendiğine dair güçlü bir kanaat oluşturduğu Başsavcılık tarafından resmen kayda geçirildi. Dosyada bugüne kadar temin edilen tüm bilgi, bulgu ve belgelerin bütüncül analizi, kamu gücünün bu süreçte nasıl bir kalkan olarak kullanıldığını detaylandırıyor.
16 İlde Eş Zamanlı Operasyon: 18 Şüpheli Yakalandı
Soruşturmanın genişletilmesiyle birlikte, 27 Temmuz 2026 tarihinde düğmeye basıldı. Tunceli'deki soruşturma sürecinde görev alan ve şüpheli işlemler gerçekleştirdiği değerlendirilen kolluk görevlilerine yönelik kapsamlı bir operasyon yapıldı. Toplamda 19 hedef şahsa yönelik olarak 16 farklı ilde eş zamanlı icra edilen baskınlarda, 18 şüpheli yakalanarak gözaltına alındı. Firari olan bir şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü ve gözaltına alınan şahısların ifade işlemlerinin devam ettiği öğrenildi.
Operasyonun kapsamı, sadece yerel görevlilerle sınırlı kalmayıp, o dönem bölgede görev yapan ve tayini çıkan emniyet mensuplarını da kapsıyor. Başsavcılık, "maddi gerçeği ortaya çıkarabilmek için yürütülen soruşturmanın etkin bir şekilde, çok yönlü ve titizlikle" sürdürüldüğünün altını çizdi. Dijital materyallerin incelenmesi ve saha araştırmalarından elde edilen yeni veriler, organize yapının hiyerarşik şemasını ve hangi sistemlere ne şekilde müdahale edildiğini aydınlatmaya devam ediyor.
Gülistan Doku Soruşturması İzmir İçin Ne Anlama Geliyor?
Tunceli Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku'nun kaybolması, Türkiye genelinde olduğu gibi İzmir'de de geniş bir yankı bulmuştu. Özellikle Bornova ve Buca gibi üniversite öğrencilerinin yoğun olarak yaşadığı ilçelerde, kadın hakları savunucuları ve öğrenci grupları süreci yakından takip ediyor. Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencileri, geçmiş yıllarda İzmir Kordon ve Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde Gülistan Doku için çok sayıda eylem ve anma etkinliği düzenlemişti.
İzmir Barosu da dahil olmak üzere kentteki hukuk kurumları, davanın takipçisi olacaklarını sık sık dile getirmişti. Soruşturmanın "organize bir yapı" ve "delil karartma" boyutuna taşınması, İzmir'deki hukuk çevrelerinde adaletin tecellisi açısından kritik bir dönemeç olarak değerlendiriliyor. Dosyadaki bu yeni gelişme, özellikle İzmir'deki binlerce üniversite öğrencisinin ve hak savunucusunun adalet talebini yeniden gündeme taşıdı.
Etiketler






