Dr. Özlem Gültekin'in Ailesinden Eşine Şok Suçlamalar
Hayatını kaybeden Dr. Özlem Gültekin'in ailesi, çocuklarının babası hakkında şiddet, iftira ve miras kavgası iddialarıyla yargıya başvurduklarını duyurdu.

İzmir tıp dünyasının yakından tanıdığı isimlerden biri olan Dr. Özlem Gültekin'in vefatının ardından, ailesi sessizliğini bozarak 6 yaşındaki torunlarının geleceği için kapsamlı bir hukuk mücadelesi başlattı. Aile, "Kamuoyuna Duyuru" başlığıyla yayımladığı metinde, merhumenin boşanma aşamasında olduğu eşi tarafından maruz bırakıldığı iddia edilen kâbus dolu süreci tüm detaylarıyla paylaştı. Henüz 6 yaşında annesiz kalan bir çocuğun üstün yararını korumayı öncelik edindiklerini belirten aile üyeleri, yargı sürecinin şeffaflıkla devam etmesi gerektiğini vurguladı.
Merhume hekimin yaklaşık 1,5 yıldır darp, şiddet, zina ve tehdit gerekçeleriyle boşanmaya çalıştığı bilgisi, ailenin açıklamasında en dikkat çeken unsurlar arasında yer aldı. İddialara göre, boşanma sürecindeki eşin, Özlem Gültekin'in öz çocuğunun kendisinden olmadığı imasıyla DNA testi yapılmasını talep etmesi, aile içindeki gerilimi doruk noktasına ulaştırdı. Vefatın üzerinden henüz üç gün geçmişken, ailenin kendi dikte ettiği bir metin üzerinden basın açıklaması yapmaya zorlandığı iddiası, yaşanan dramın boyutlarını gözler önüne serdi.
Dr. Özlem Gültekin’in Mirası İçin Kayyım Kararı ve İtirazlar
Ailenin verdiği bilgilere göre, merhumenin maddi ve manevi birikiminin tek evladı için korunması amacıyla 17 Ağustos 2026 tarihinde mahkeme tarafından bir kayyım atanması kararı verildi. Bu kararın hemen ardından, eşin "sözde olmayan mirası için" 8 sayfalık kapsamlı bir itiraz dilekçesi sunması, aile tarafından bir algı operasyonunun başlangıcı olarak nitelendirildi. Eşin hazırladığı iddia edilen videoda, 26 yıllık uzman bir hekim olan Özlem Gültekin’in bağımlı olduğu, kirada oturduğu, maddi ve manevi yetersizlik içinde bulunduğu öne sürüldü.
Aile, bu iddialara karşı sert bir duruş sergileyerek, Türkiye'nin en genç uzman hekimlerinden biri olan ve meslektaşları tarafından büyük saygı gören bir profesyonelin bu şekilde karalanmasını kabul etmediklerini bildirdi. Yapılan açıklamada, bu iddiaların merhumeye uygulanan psikolojik ve fiziksel şiddete dair yürütülen yargı süreçlerinden kendini aklama çabası olduğu ifade edildi. Eşin, dava süresince "elimi bile sürmedim" diyerek reddettiği ancak yargılanarak ceza aldığı darp ve şiddet görüntülerinin, kamuoyuna farklı bir senaryoyla sunulduğu da ailenin iddiaları arasında yer alıyor.
Şiddet Görüntüleri ve 6284 Sayılı Kanun Tartışması
Yayımlanan videoda 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un hedef gösterilmesi, İzmir'deki kadın hakları savunucuları ve hukuk çevrelerinde de dikkatle takip ediliyor. Aile, uygulanan şiddetin bu şekilde meşrulaştırılmaya çalışıldığını savunurken, mülkiyeti tamamen merhumeye ait olan konutun "aile konutu" olarak kaydedilmesinin talep edilmesini eleştirdi. Dr. Özlem Gültekin’in rızası olmamasına rağmen, eşin 1,5 yıl boyunca bu konutta ikamet etmeye devam ettiği belirtildi.
Maddi konulara dair detaylar da ailenin açıklamasında geniş yer buldu. Eşin bahsettiği şirketin kuruluş sürecinde, hem merhume Dr. Özlem Gültekin’in hem de kardeşinin sağladığı maddi ve manevi desteklerin resmi kayıtlarla sabit olduğu vurgulandı. Buna karşın, boşanma ve nafaka süreci boyunca çocuğun eğitim, kurs ve sağlık masraflarını ödemeyi kabul etmeyen eşin tutumu, aile tarafından büyük bir çelişki olarak nitelendirildi. Aile, "Bir yandan şirket ortağı olduğunu iddia edip çocuğunun temel ihtiyaçlarını karşılamaktan kaçınan bir profil ile karşı karşıyayız" mesajını verdi.
"Yaşam Enerjimi Tüketti" Mesajları Yargıya Taşındı
Dr. Özlem Gültekin’in vefatından kısa bir süre önce avukatına ve yakın arkadaşlarına gönderdiği mesajlar, davanın duygusal ve hukuki seyrini değiştirecek nitelikte. Ailenin paylaştığı kayıtlarda merhumenin, "Ben bu adamla artık mücadele edemiyorum", "Yaşam enerjimi tüketti" ifadelerini kullandığı görülüyor. Bu mesajlar, hekimin yaşadığı psikolojik baskının boyutlarını kanıtlar nitelikte bir delil olarak dosyaya sunuldu. Aile, medya üzerinden bir restleşmeye girmeyeceklerini, ancak gerçeklerin ortaya çıkması için adalete güvendiklerini belirtti.
Açıklamanın son bölümünde, ilgili şahıstan tek talebin, medyada gündem olma çabasını bırakıp annesiz kalan evladına verdiği zararları durdurması olduğu ifade edildi. "Özlem'in emaneti olan evladımızın uzun vadede zarar görmesini istemiyoruz" diyen aile üyeleri, diğer tüm hususların yüce Türk adaleti önünde çözüleceğini hatırlattı. Bu gelişme, özellikle İzmir'deki tıp camiasında ve şiddet mağduru kadınların haklarını savunan platformlarda geniş bir yankı uyandırmış durumda.
Bu üzücü olay, İzmir genelinde kadına yönelik şiddetle mücadele ve Türk Medeni Kanunu'nun sağladığı hakların korunması noktasında yeni bir tartışma başlatırken, gözler mahkemenin vereceği nihai kararlara çevrildi.
Sık Sorulan Sorular
Dr. Özlem Gültekin'in ailesinin temel suçlamaları nelerdir?
Aile, merhume hekimin eşini 1,5 yıl boyunca sistematik darp, şiddet, zina ve tehdit ile suçlamaktadır. Ayrıca eşin, vefatın ardından miras paylaşımı için asılsız iddialarla algı operasyonu yürüttüğünü, çocuğun bakım masraflarını üstlenmediğini ve merhumeye ait konutu rızası dışında kullandığını iddia etmektedirler.
Mahkemenin atadığı kayyım kararı ne anlama geliyor?
17 Ağustos 2026 tarihinde verildiği belirtilen kayyım kararı, Dr. Özlem Gültekin’in vefatından sonra geride bıraktığı maddi ve manevi birikimlerin, 6 yaşındaki çocuğunun geleceği için güvence altına alınmasını hedeflemektedir. Bu karar, mirasın yönetimi ve çocuğun haklarının yasal bir temsilci aracılığıyla korunmasını sağlamaktadır.
6284 sayılı kanun bu olayda neden gündeme geldi?
Eşin yayımladığı videoda 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'u hedef aldığı belirtilmektedir. Aile, bu kanunun hedef gösterilerek uygulanan şiddetin meşrulaştırılmaya çalışıldığını ve yargı kararlarının etkilenmek istendiğini savunarak bu duruma sert tepki göstermiştir.
Etiketler


