Tunç Soyer'den İddianame Tepkisi: Onlar Özgür Biz Tutuklu
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, kooperatif davası iddianamesinin kabul edilmesinin ardından Buca Kırıklar Cezaevi'nden açıklama yaptı.

İzmir 1 No'lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu B/63 koğuşunda 15 aydır tutuklu bulunan eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, kooperatif davasında hazırlanan iddianamenin mahkeme tarafından kabul edildiğini duyurdu. Soyer, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, 500 sayfayı aşan iddianamede kendisine yönelik suçlamaların tutarsızlığına dikkat çekti. Buca Kırıklar Cezaevi'nden kamuoyuna seslenen Soyer, yargılama sürecindeki hukuki uygulamaları sert bir dille eleştirdi.
Kooperatif davası kapsamında "zimmete yardım" suçlamasıyla tutuklu yargılanan Soyer, aylardır yazılmasını bekledikleri iddianamenin nihayet kabul edildiğini belirtti. Mahkemenin iddianameyi onaylamasıyla birlikte duruşma günü de kesinleşti. Tunç Soyer'in ilk duruşması, iki ay sonra, yani 18 Kasım tarihinde gerçekleştirilecek. Ancak ilgili mahkeme, iddianamenin kabulüyle birlikte Soyer'in tahliye talebini reddederek tutukluluk halinin devamına hükmetti.
500 Sayfalık İddianamede Tunç Soyer İçin Ne Yazıyor?
Kabul edilen 500 küsur sayfalık geniş kapsamlı iddianamede, eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'e ayrılan kısım oldukça sınırlı bir düzeyde kaldı. Soyer'in aktardığı bilgilere göre, yüzlerce sayfalık bu dosya içerisinde kendi ismi yalnızca 11 satırlık tek bir paragrafta geçiyor. Bu 11 satırlık bölümde ise Soyer'in belediye başkanı olduğu dönemde katıldığı çeşitli açılışlarda yaptığı konuşmalar suç unsuru olarak öne sürülüyor. Soyer, sadece açılış konuşmalarının suça bahane edilmesini hukuki açıdan kabul edilemez bulduğunu ifade etti.
İddianamedeki bu iddialara karşılık dosyada Soyer'in suçsuz olduğunu gösteren çok sayıda resmi veri bulunuyor. Dava dosyasında yer alan uzman raporları, HTS kayıtları, tanık beyanları ve Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) verileri, Soyer'in herhangi bir suç işlemediğini tekrar tekrar ortaya koyuyor. Soyer, bu somut deliller ve lehteki raporlar doğrultusunda mahkemenin derhal tahliye kararı vermesini ümit ettiklerini ancak bu beklentinin karşılanmadığını dile getirdi.
Mahkeme heyeti, tahliye talebini reddederken "toplanması beklenen deliller ve suçun vasfı" gerekçesine dayandı. Tunç Soyer, bu gerekçeye tepki göstererek soruşturmanın 2022 yılına dayandığını hatırlattı. Soyer, 2022 yılına dair bir soruşturmada yaklaşık 4 yıldır toplanmayan delillerin bulunduğunun iddia edilmesini ve bunların önümüzdeki iki ay içinde toplanacağının söylenmesini inandırıcı bulmadığını belirtti. Hukuki sürecin bu şekilde uzatılması, Soyer ve avukatları tarafından eleştirilen ana noktalar arasında yer alıyor.
Zimmet ve Zimmete Yardım Suçlamalarındaki Çelişki Nedir?
Tunç Soyer'in cezaevinden yaptığı açıklamada en çok üzerinde durduğu konu, sanıklar arasındaki suç vasfı ve uygulanan tedbir farkları oldu. Mahkeme, iddianameyi kabul ederken doğrudan "zimmet" suçuyla yargılanan sanıklar hakkındaki adli kontrol tedbirlerini ve yurt dışına çıkış yasaklarını tamamen kaldırdı. Bu kararla birlikte, doğrudan zimmet gerçekleştirmekle suçlanan kişilerin serbestçe hareket etmelerinin önü açılmış oldu.
Doğrudan zimmetle suçlananların özgürlüklerinin önünde hiçbir engel bırakılmazken, kendisinin "zimmete yardım" suçlamasıyla cezaevinde tutulmaya devam etmesini Soyer büyük bir çelişki olarak nitelendirdi. Soyer, suç vasfı asıl fiil olanların serbest bırakılıp, yardımcı konumda olduğu iddia edilenlerin daha tehlikeli ve suçlu görülerek tutukluluğunun sürdürülmesini adalete aykırı bulduğunu vurguladı. Bu durumun kamuoyu vicdanını yaraladığını savundu.
Yargı kurumlarının bazen kararlarını mevzuata ve kanuna uydurmaya çalışırken hakka ve hukuka tamamen ters düşebileceğini belirten Soyer, hukukun adaletsizliğin resmi haline gelebildiğini söyledi. Kendi masumiyetinin herkes tarafından bilindiğini ifade eden Soyer, ailesinin, dostlarının, İzmir sokaklarının, adliye koridorlarının ve kamuoyu vicdanının bu masumiyete şahit olduğunu dile getirdi.
18 Kasım Duruşması Öncesi Buca Kırıklar Cezaevi'nden Mektup
Soyer, cezaevinde 15 aydır maruz kaldığı durumu haksız bir zulüm olarak tanımlarken, konuyu ulusal ve uluslararası siyasi gelişmelere de bağladı. İddianamenin kabul edildiği gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler (BM) kürsüsünde 16. Kez konuşma yaptığını hatırlatan Soyer, Cumhurbaşkanı'nın dünyayı zalimlere karşı birleşmeye çağırdığını ve merhum şair Sezai Karakoç'un şiirini okuduğunu belirtti. Soyer, bu şiirin evrenselliğinin yanı sıra yerelde da tam bir karşılığı olduğunu kendi yaşadığı süreç üzerinden teyit etti.
Muhataplarının kendilerini çok iyi bildiğini ve başka bir söze gerek kalmadığını ifade eden Tunç Soyer, Sezai Karakoç'un ünlü şiirini mektubuna ekleyerek mesajını sonlandırdı. Soyer'in mektubunda yer verdiği o dizeler şu şekildedir: "Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Halbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Halbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar. Vicdan azabından kurtulsalar, tarihin azabından kurtulamayacaklar. Tarihin azabından kurtulsalar, Allah’ın gazabından kurtulamayacaklar."
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin önceki dönem başkanı olan Tunç Soyer'in Buca Kırıklar Cezaevi Koğuş B/63 adresinden gönderdiği bu çarpıcı açıklamalar, İzmir'deki yerel siyaset dinamiklerini ve kent kamuoyunu 18 Kasım'daki kritik duruşmaya kadar meşgul etmeye devam edecek.
Sık Sorulan Sorular
Tunç Soyer'in yargılandığı kooperatif davasında ilk duruşma ne zaman yapılacak?
Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'in yargılandığı kooperatif davasında hazırlanan iddianame mahkeme tarafından kabul edilmiştir. Mahkeme, Soyer'in tutukluluk halinin devamına karar vererek ilk duruşma tarihini 18 Kasım olarak belirlemiştir. Soyer, iki ay sonra hakim karşısına çıkacaktır.
Tunç Soyer kooperatif davası iddianamesi hakkında ne söyledi?
Tunç Soyer, 500 sayfadan fazla olan dava iddianamesinde kendi adının sadece 11 satırlık bir paragrafta geçtiğini belirtmiştir. Bu kısımda sadece açılış konuşmalarının suç sayıldığını ifade eden Soyer, MASAK verileri ve HTS kayıtlarının suçsuzluğunu kanıtladığını savunmuştur.
Tunç Soyer'in cezaevi mektubunda dikkat çektiği hukuki çelişki nedir?
Soyer, dava kapsamında doğrudan "zimmet" suçuyla yargılanan sanıkların adli kontrol ve yurt dışı yasaklarının kaldırıldığını ifade etmiştir. Kendisi gibi "zimmete yardım" ile suçlananların ise tutuklu kalmaya devam etmesini büyük bir hukuki çelişki ve adaletsizlik olarak nitelendirmiştir.
Etiketler


