Teos Marina Kapasite Artışı Gümüldür’ü Ayağa Kaldırdı
Teos Marina dolgusu için Gümüldür'den taşınacak 162 bin ton malzeme ve 20 bin kamyon hareketi bölgedeki tarım alanlarını ve su kaynaklarını tehdit ediyor.

Gümüldür’deki Dağkem Taş Ocağı’ndan çıkarılacak 162 bin ton taşın, Seferihisar Sığacık’taki Teos Marina’nın kapasite artışı projesinde dolgu malzemesi olarak kullanılacak olması, Menderes ve Seferihisar hattında büyük bir çevre tartışması başlattı. Sığacık kıyılarının çehresini değiştirecek olan yatırım, dolgu malzemesinin temin edileceği Gümüldür’de doğa, tarım ve su kaynakları üzerinden yükselen sert itirazlarla karşılaştı.
Gümüldür’de gerçekleştirilen geniş katılımlı buluşmaya YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu, Seferihisar Belediye Başkan Vekili Fuat Gümüş, YENİ Parti İzmir İl Başkan Yardımcısı Sefa Dönmez, YENİ Parti Seferihisar İlçe Başkanı Rahmi Tezel Çınar, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Bölge halkı, marina projesi ile taş ocağındaki kapasite artışının birbirinden bağımsız ele alınamayacağını belirterek, sürecin şeffaf yürütülmediği görüşünde birleşti.
162 Bin Ton Taş ve 20 Bin Kamyon Trafiği Gümüldür’ü Nasıl Etkileyecek?
Proje kapsamında paylaşılan teknik veriler, bölgeyi bekleyen lojistik yükün boyutlarını gözler önüne seriyor. Teos Marina’nın kapasitesini artırmak için Gümüldür’deki ocaktan yaklaşık 162 bin ton taş çıkarılması öngörülüyor. Bu devasa miktarın taşınması için yaklaşık 10 bin kamyon yüklemesi yapılması planlanırken, araçların boş ve dolu seferleri hesaplandığında bölge yollarında en az 20 bin kamyon hareketliliği yaşanacak.
Bu yoğun trafik yükünün yalnızca taş ocağının bulunduğu noktayı değil; Gümüldür, Ürkmez ve Özdere gibi turistik ve yerleşim yoğunluğu olan bölgeleri doğrudan etkileyeceği belirtiliyor. Kamyonların yaratacağı gürültü, toz ve egzoz salımının, bölgenin hava kalitesini ve günlük yaşam konforunu ciddi şekilde düşürmesinden endişe ediliyor. Uzmanlar ve yerel temsilciler, bu ölçekteki bir lojistik operasyonun güzergâh üzerindeki yolların fiziksel yapısına ve trafik güvenliğine vereceği zararın henüz tam olarak hesaplanmadığına dikkat çekiyor.
Taşımacılık faaliyetlerinin yaratacağı çevresel yükün, İzmir’in en önemli tatil destinasyonlarından biri olan bu aksın turizm potansiyeline de darbe vurabileceği ifade ediliyor. Özellikle yaz aylarında yoğunlaşan nüfusun, binlerce kamyonun yarattığı trafik ve kirlilikle nasıl başa çıkacağı sorusu yanıt bekleyen en önemli başlıklar arasında yer alıyor.
Tahtalı Barajı ve Mandalina Bahçeleri Tehlikede mi?
Taş ocağındaki kapasite artışının en kritik noktalarından birini, İzmir’in ana içme suyu kaynağı olan Tahtalı Barajı havzasına olan yakınlığı oluşturuyor. Hassas bir ekosisteme sahip olan bu coğrafyada yapılacak dinamitli patlatmaların ve kazı çalışmalarının, yer altı su yollarını ve barajın su toplama kapasitesini nasıl etkileyeceği konusunda derin kaygılar hakim. Toplantıda söz alan vatandaşlar ve çevreciler, su kaynaklarının ve orman alanlarının korunmasının, herhangi bir ticari yatırımdan daha öncelikli olduğunu vurguladı.
Bölgenin ekonomik can damarı olan tarımsal üretim de projenin hedefinde. Dünyaca ünlü Gümüldür mandalinası ve son yıllarda üretimi artan avokado bahçeleri, taş ocağından yayılacak tozun ve ağır vasıta trafiğinin tehdidi altında. Tozlanmanın tozlaşma süreçlerini bozacağı, meyve kalitesini düşüreceği ve ağaçların verimini azaltacağı belirtiliyor. Çiftçiler, "Bir marinayı büyütmek uğruna İzmir'in en bereketli topraklarının feda edilmesini kabul etmiyoruz" diyerek tepkilerini dile getirdi.
Doğal yaşam ve ekolojik denge üzerindeki olası etkilerin, hiçbir soru işaretine yer bırakmayacak şekilde bağımsız kurullar tarafından incelenmesi isteniyor. Bitki örtüsünün zarar görmesi ve orman alanlarının tahrip edilmesi durumunda, bölgedeki mikroklimal dengenin bozulabileceği ve bunun uzun vadede tarımsal üretimi imkansız hale getirebileceği uyarısı yapıldı.
Başkan Vekili Fuat Gümüş: "Gümüldür’e Bedel Ödetilemez"
Seferihisar Belediye Başkan Vekili Fuat Gümüş, buluşmada yaptığı konuşmada meselenin bir yatırım karşıtlığı olmadığını ancak adaletsiz bir bedel paylaşımı olduğunu savundu. Gümüş, "Seferihisar’ın gelişmesine karşı değiliz. Ama bir yatırım yapılacak diye başka bir bölgenin doğasının, tarımının, suyunun ve yaşam kalitesinin bedel ödemesini kabul edemeyiz" dedi. Marina büyüyecekse bunun faturasının Gümüldür halkına kesilmemesi gerektiğini ifade eden Gümüş, projenin tüm çevresel etkilerinin şeffafça ortaya konulmasını istedi.
Gümüş, lojistik faaliyetin basit bir taşıma işi olarak görülemeyeceğini belirterek şu sert ifadeleri kullandı:
"Gümüldür’ün dağından taş çıkarıp Seferihisar’da denize dökmek sadece iki nokta arasında malzeme taşımak değildir. Doğaya, tarıma, suya ve insan yaşamına dokunan, ağır sonuçları olabilecek bir meseledir. Binlerce kamyon bu yollardan geçecekse bunun yaratacağı yükün gerçek anlamda hesaplanmasını istiyoruz."
Belediye olarak sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını vurgulayan Gümüş, halkın iradesinin yok sayılmasına sessiz kalmayacaklarını belirtti. Gümüldür’ün taşının, toprağının ve suyunun; Seferihisar’ın ise denizinin ve kıyılarının korunması için hukuki ve sosyal zeminde mücadele edeceklerini kaydetti.
Halkın Katılımı Toplantıları Neden Tepki Çekti?
Proje sahiplerinin "halkı bilgilendirdik" açıklamalarına bölge sakinlerinden yalanlama geldi. Vatandaşlar, düzenlenen toplantıların gerçek bir katılım sürecini yansıtmadığını, sadece usulü yerine getirmek için yapıldığını iddia etti. Yapılan bir toplantının halkın onay verdiği anlamına gelmeyeceğini belirten Gümüldürlüler, sorularının yanıtsız kaldığını ve kaygılarının giderilmediğini savundu.
YENİ Parti İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu ve diğer siyasi temsilciler de halkın iradesinin karar süreçlerine dahil edilmesi gerektiğini hatırlattı. Rızvanoğlu, projenin çevresel ve sosyal etkilerinin kamuoyuna eksiksiz açıklanması çağrısında bulunarak, şeffaflık vurgusu yaptı. Toplantı sonunda çıkan ortak mesaj net oldu: "Halkın gerçek katılımı sağlanmadan, soru işaretleri giderilmeden ve çevresel etkiler bütün açıklığıyla ortaya konulmadan bu süreç ilerletilmemeli."
Bu gelişme, özellikle İzmir’in içme suyunu sağlayan Tahtalı Barajı havzasında yaşamını sürdüren ve geçimini mandalina üretiminden sağlayan 50 binden fazla Menderesli ve Seferihisarlı vatandaşı doğrudan ilgilendiriyor.
Sık Sorulan Sorular
Teos Marina kapasite artışı için ne kadar dolgu malzemesi kullanılacak?
Proje kapsamında Teos Marina’nın kapasitesinin artırılması amacıyla yaklaşık 162 bin ton taşın deniz dolgusu olarak kullanılması planlanmaktadır. Bu malzemenin Gümüldür’deki Dağkem Taş Ocağı’ndan temin edilmesi öngörülüyor. Bu durum, bölgede yaklaşık 10 bin dolu, 10 bin boş olmak üzere toplam 20 bin kamyon hareketliliğine neden olacak bir lojistik yük oluşturacaktır.
Taş ocağı projesi İzmir’in su kaynaklarını nasıl etkileyebilir?
Gümüldür’deki taş ocağı, İzmir’in en kritik içme suyu kaynağı olan Tahtalı Barajı havzasına oldukça yakın bir konumda yer almaktadır. Bölge halkı ve uzmanlar, kapasite artışıyla birlikte yapılacak patlatmaların ve kazıların yer altı su kaynaklarına zarar verebileceğinden, su havzasının ekolojik dengesini bozabileceğinden ve içme suyu kalitesini olumsuz etkileyebileceğinden endişe etmektedir.
Bölgedeki mandalina ve avokado üretimi neden risk altında?
Taş ocağı faaliyetleri ve binlerce kamyonun yaratacağı yoğun trafik, havaya yüksek miktarda toz ve egzoz gazı salınmasına neden olmaktadır. Bu toz tabakası mandalina ve avokado ağaçlarının yapraklarını kaplayarak fotosentezi engellemekte ve tozlaşma sürecine zarar vermektedir. Bu durum, Gümüldür’ün en önemli geçim kaynağı olan tarımsal ürünlerde ciddi verim ve kalite kaybına yol açma riski taşımaktadır.
Etiketler


