MSB'den Kritik NATO ve Karadeniz Açıklaması: Montrö'den Taviz Yok
Milli Savunma Bakanlığı, Karadeniz stratejisi ve NATO karargahlarına dair dezenformasyonlara yanıt verdi. Tuğamiral Zeki Aktürk, sınır güvenliği ve terörle mücadele rakamlarını paylaştı.

Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, haftalık basın bilgilendirme toplantısında Türkiye'nin Karadeniz stratejisi, NATO bünyesindeki yeni karargah yapılanmaları ve sınır güvenliğine dair hayati verileri kamuoyuyla paylaştı. Ankara'daki toplantıda, özellikle Karadeniz’deki "bölgesel sahiplik" ilkesinin ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin Türkiye için kırmızı çizgi olduğu bir kez daha vurgulandı. Bakanlık, son günlerde sosyal medyada yayılan eksik ve yanıltıcı bilgilere karşı, Türkiye’nin NATO içindeki en büyük ikinci ordu olarak karar alma süreçlerinde aktif rol üstlendiğini hatırlattı.
Terörle Mücadele ve Hudut Hattında Son Rakamlar
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hem yurt içinde hem de sınır ötesinde yürüttüğü operasyonlar hız kesmeden devam ediyor. Tuğamiral Zeki Aktürk, geride kalan hafta içerisinde 2 PKK’lı teröristin daha teslim olduğunu açıkladı. Operasyon bölgelerinde tespit edilen mağara, sığınak ve barınakların imhasına devam edilirken, mayın ve el yapımı patlayıcı (EYP) temizliği titizlikle sürdürülüyor. Sınır güvenliği tarafında ise teknoloji destekli kademeli güvenlik sistemi meyvelerini vermeye devam ediyor.
Hafta boyunca hudut hattında gerçekleştirilen denetimlerde; 2’si terör örgütü mensubu olmak üzere toplam 171 şahıs yakalandı. 1 Ocak’tan bu yana yasa dışı yollarla sınırı geçmeye çalışırken yakalananların sayısı 1.695’e yükseldi. Sadece bir hafta içinde engellenen 1.968 kişiyle birlikte, yılbaşından bugüne kadar hududu geçmesi engellenen toplam kişi sayısı 18 bin 897’ye ulaştı. Bu rakamlar, Türkiye’nin sınır güvenliği konusundaki tavizsiz tutumunu ve "hudut namustur" ilkesinin sahaya yansımasını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Karadeniz'de NATO Karargahları ve Montrö Dengesi
Son dönemde kamuoyunda tartışılan Karadeniz’deki NATO yapılanmasına dair Bakanlık net bir çerçeve çizdi. Türkiye’nin Karadeniz stratejisinin temelini Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin sağladığı denge ve istikrar oluşturuyor. Karadeniz’in bir rekabet alanına dönüşmemesi için "bölgesel sahiplik" ilkesinden taviz verilmeyeceği belirtildi. Kurulan ve kurulması planlanan karargahlar şu detaylarla açıklandı:
- Ukrayna Gönüllüler Koalisyonu Deniz Unsur Komutanlığı (MCC): NATO ile ilişkili olmayan, 33 ülkenin ilgi gösterdiği çok uluslu bir girişimdir. Bu gücün deniz planlamasına Türkiye liderlik edecek ve karargah 25 Ağustos 2025’ten itibaren tamamı Türk personelden oluşan bir çekirdek kadroyla Ankara’da görev yapacaktır.
- MCM Black Sea (Mayın Karşı Tedbirleri): Türkiye, Romanya ve Bulgaristan’ın NATO dışında oluşturduğu bu yapı, Karadeniz’deki mayın tehlikesine karşı aktif görev yapıyor. Şu an 9’uncu aktivasyon periyodu Türkiye komutasında devam ediyor.
- Çok Uluslu Kolordu Karargâhı (MNC-TÜR): Adana’da kurulum çalışmaları süren bu karargah, Türkiye’nin savunmasının NATO kuvvetleri ile koordinasyonunu sağlayacak. Hali hazırda sadece Türk personel görev yapmaktadır.
- Birleşik Görev Kuvveti-Karadeniz (CTF Black): 2028 yılına kadar ev sahipliği ve komutası Türkiye’de kalacak olan bu deniz karargahı, Karadeniz’deki planların uygulanmasından sorumlu olacak.
C-130 Uçağı İddialarına Sert Yanıt ve Yasal Süreç
Bakanlık, bir siyasi parti genel başkanı tarafından ortaya atılan ve Azerbaycan-Gürcistan sınırında düşen C-130 nakliye uçağına ilişkin iddiaları "açık bir dezenformasyon" olarak nitelendirdi. 20 kahraman askerin şehit olduğu olayla ilgili teknik incelemenin tüm boyutlarıyla sürdüğü, şehit sayısının dahi yanlış ifade edildiği bu açıklamaların Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmaya yönelik art niyetli bir yaklaşım olduğu vurgulandı. MSB, söz konusu iddialar hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve yasal işlemin başlatıldığını duyurdu. Nihai raporun tamamlanmasının ardından şeffaf bir şekilde paylaşılacağı belirtildi.
Aynı zamanda Ortadoğu’daki gelişmelere de değinen Tuğamiral Aktürk, İsrail’in Lübnan’da 3 Birleşmiş Milletler barış gücü personelinin ölümüne yol açan saldırılarını ve Suriye’nin egemenlik haklarını ihlal eden operasyonlarını kınadı. Uluslararası toplumun İsrail’in saldırganlığına karşı sorumluluk alması gerektiği bir kez daha hatırlatıldı.
İzmir İçin Ne Anlama Geliyor?
Milli Savunma Bakanlığı'nın açıkladığı bu stratejik kararlar, bir deniz kenti ve Ege Ordusu'nun merkezi olan İzmir için doğrudan güvenlik ve ekonomik istikrar mesajı taşıyor. Karadeniz'de Montrö Sözleşmesi'nin titizlikle uygulanması, sadece kuzey denizlerimizi değil, İzmir limanlarına gelen ticari gemi trafiğinin güvenliğini ve Ege Denizi'ndeki hassas dengelerin korunmasını da sağlıyor. Özellikle deniz karargahlarının tamamının Türk personelle yönetilmesi ve deniz platformu katkısının sadece kıyıdaş ülkelerle sınırlı tutulması, İzmir’deki askeri ve sivil denizcilik otoriteleri için stratejik bir güvence anlamına geliyor.
Ayrıca 4 Nisan 1953’te Çanakkale Boğazı’nda batan Dumlupınar Denizaltısı’nda şehit olan 81 kahramanımız için düzenlenecek anma töreni, Türkiye'nin en büyük denizci kentlerinden biri olan İzmir'deki emekli ve muvazzaf personeli yakından ilgilendiriyor. Bu milli hafıza, İzmir'in denizcilik kültürünün ve askeri disiplininin bir parçası olarak güncelliğini koruyor. Bakanlığın vurguladığı "bölgesel sahiplik" ilkesi, İzmir'in hem bir lojistik üs hem de bir güvenlik merkezi olarak bölgesel önemini perçinliyor.
Sık Sorulan Sorular
Karadeniz'deki NATO karargahlarında yabancı asker olacak mı?
Milli Savunma Bakanlığı'nın açıklamasına göre, Karadeniz'de kurulan Deniz Unsur Komutanlığı ve Birleşik Görev Kuvveti (CTF Black) gibi karargahlar şu an için tamamı Türk personelden oluşan çekirdek kadrolarla yönetilmektedir. Karadeniz'e kıyıdaş olmayan ülkelerin bu yapılara deniz platformu ile katkı sağlaması Montrö Sözleşmesi gereği mümkün değildir; deniz desteği sadece Türkiye, Romanya ve Bulgaristan tarafından verilmektedir.
Düşen C-130 uçağıyla ilgili resmi rapor ne zaman açıklanacak?
Azerbaycan-Gürcistan sınırında 20 askerin şehit olduğu C-130 uçağı kazasına ilişkin teknik inceleme MSB tarafından titizlikle yürütülmektedir. Bakanlık, incelemenin tüm boyutlarıyla tamamlanmasının ardından nihai raporun kamuoyu ile şeffaf bir şekilde paylaşılacağını bildirdi. Konuyla ilgili ortaya atılan asılsız iddialar hakkında ise adli süreç başlatılmıştır.
Sınır güvenliği rakamları neden bu kadar yüksek?
Türkiye'nin hudutlarında uyguladığı kademeli güvenlik sistemi ve İHA/SİHA destekli teknolojik önlemler, engelleme ve yakalama kapasitesini artırmıştır. Yılbaşından bu yana 18 bin 897 kişinin geçişinin engellenmesi, sınır hattındaki gözetleme ve müdahale sistemlerinin etkinliğini göstermektedir. Bu yoğunluk, bölgedeki jeopolitik hareketlilik ve düzensiz göç baskısının bir sonucudur.
Etiketler


