Komedyen Tuba Ulu İçin 3 Yıl Hapis İstemi Kararı
Komedyen Tuba Ulu'nun Sultan Süleyman şakası nedeniyle yargılandığı davada savcı, 3 yıla kadar hapis cezası talep etti. Duruşma 14 Temmuz'a ertelendi.

İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi salonunda yankılanan "3 yıl hapis" talebi, Türkiye'nin mizah ve ifade özgürlüğü sınırlarını bir kez daha yargı kürsüsüne taşıdı. Komedyen Tuba Ulu, stand-up gösterisi sırasında Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan üzerinden yaptığı bir şaka nedeniyle "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Duruşma salonundaki gergin bekleyiş, savcının esas hakkındaki mütalaasını açıklamasıyla yerini hukuki tartışmalara bıraktı.
Savcılığın Mütalaası: Kadın Bedeni ve Kamu Düzeni Vurgusu
Duruşmada görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, Tuba Ulu'nun gösterisinde kullandığı ifadelerin basit bir mizah sınırını aştığını iddia etti. Savcılık mütalaasında, söz konusu şakanın kadın bedeni üzerinden cinsel nitelikte aşağılayıcı söylemler içerdiği ve bu durumun kamu düzenini bozucu bir nitelik taşıdığı savunuldu. Bu gerekçelerle Ulu'nun, Türk Ceza Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.
Mütalaada dikkat çeken bir diğer nokta ise "cinsiyetçi yaklaşım" değerlendirmesi oldu. Savcılık, toplumsal değerlerin ve tarihi kişiliklerin bu tarz bir söylemle konu edilmesinin halkın bir kesiminde infial yaratabileceğini öne sürdü. 9 Nisan tarihinde sosyal medyada yayılan görüntülerin ardından gözaltına alınan ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Tuba Ulu için istenen bu ceza, sanat ve hukuk çevrelerinde geniş bir yankı buldu.
Savcılığın mütalaası sadece somut ifadeleri değil, bu ifadelerin toplumdaki yansımasını da suç unsuru olarak kabul etti. İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmada, savcının bu sert çıkışı karşısında savunma makamı ek süre talebinde bulundu. Mahkeme heyeti de bu talebi kabul ederek, nihai karar veya savunmalar için duruşmayı 14 Temmuz tarihine erteledi.
Tuba Ulu ve Avukatlarının "İfade Özgürlüğü" Savunması
Suçlamalar karşısında söz alan Tuba Ulu, savunmasında sanatçı kimliğine ve gösterinin doğasına vurgu yaptı. Türkiye'nin birçok farklı kentinde sahne aldığını hatırlatan Ulu, "Kimseyi incitmek gibi bir niyetim olmadı" dedi. Gösterisinde yalnızca cinsellik üzerine başlayan bazı ilişkilerin zamanla evliliğe dönüştüğünü anlatırken tarihi bir örnek verdiğini belirten komedyen, herhangi bir dini veya toplumsal değeri aşağılama kastı gütmediğini ifade ederek beraatini talep etti.
Savunma tarafında ise avukat Jiyan Tosun, savcılık mütalaasını "şaşkınlıkla karşıladıklarını" dile getirdi. İfadelerin bağlamından koparıldığını savunan Tosun, müvekkilinin yaptığı işin bir hiciv olduğunu ve bunun anayasal bir hak olan ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Avukatlar, davanın yalnızca Tuba Ulu'yu değil, Türkiye'de mizahın ve sahne sanatlarının gelecekteki sınırlarını da belirleyecek bir emsal teşkil ettiğini savundu.
Oyuncular Sendikası da sürece dahil olarak bir açıklama yayımladı. Sendika, "Sanat, eleştiri, mizah ve ifade özgürlüğü demokratik toplumun vazgeçilmez unsurlarıdır" diyerek "Mizah yargılanamaz, ifade özgürlüğü suç değildir" mesajını kamuoyuyla paylaştı. Bu destek mesajı, duruşma öncesinde ve sonrasında sosyal medyada binlerce kez paylaşılarak davanın toplumsal boyutunu güçlendirdi.
İzmir İçin Ne Anlama Geliyor?
Bu dava, özellikle İzmir'in Alsancak, Bostanlı ve Karşıyaka gibi semtlerinde her akşam onlarca mekanda sahne alan genç stand-up sanatçıları için kritik bir önem taşıyor. İzmir, Türkiye'de stand-up kültürünün en hızlı geliştiği ve alternatif komedi sahnelerinin en yoğun olduğu illerin başında geliyor. Tuba Ulu davasından çıkacak sonuç, İzmir'deki yerel komedi kulüplerinde sahneye çıkan sanatçıların otosansür mekanizmalarını doğrudan etkileyebilir.
İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ve çeşitli ilçe belediyelerinin düzenlediği kültür-sanat festivallerinde sıkça yer bulan bu tarz performanslar, hukuki bir baskı altına girme riskiyle karşı karşıya kalıyor. İzmirli sanatseverler ve sivil toplum kuruluşları, bu davanın sanatın özgür alanına müdahale olup olmadığını yakından takip ediyor. Şehrin entelektüel dokusu ve özgürlükçü yapısı, bu tür davaların sonuçlarına karşı oldukça duyarlı bir duruş sergiliyor.
Davanın uluslararası boyutu da İzmir'deki akademik çevrelerde ve hukuk barolarında tartışılıyor. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor, Tuba Ulu'nun gözaltına alınmasının ardından Türkiye'deki ifade özgürlüğü baskılarını "derin şekilde ürkütücü" olarak nitelendirmişti. Bu açıklama, İzmir'deki hukukçular tarafından ifade özgürlüğünün evrensel standartları bağlamında değerlendiriliyor.
Geçmişten Günümüze Mizah Davaları
Tuba Ulu davası, son dönemde komedyenlere yönelik açılan ilk dava değil. Daha önce YouTube'da yayınlanan Soğuk Savaş programındaki bir şaka nedeniyle Boğaç Soydemir ve Enes Akgündüz "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçundan yargılanmış, haklarında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmişti. Benzer şekilde, Temmuz 2026'da (kaynak verisi uyarınca) komedyen Deniz Göktaş, milyonlarca izlenen "Ölü Deniz" gösterisi nedeniyle tutuklanmıştı.
Bu davalar silsilesi, Türkiye'de mizahın hukuki sınırlarının nerede bittiğini tartışmaya açıyor. Tuba Ulu'nun Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan örneği üzerinden yargılanması, tarihi figürlerin mizah konusu edilmesinin cezai bir karşılığı olup olmayacağı sorusunu gündeme getiriyor. Mahkemenin 14 Temmuz'da vereceği karar, bu tartışmalara son noktayı koyabilir veya yeni bir tartışma alevi başlatabilir.
Bu gelişme, özellikle İzmir'deki Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi'ndeki tiyatro ve sahne sanatları öğrencileri ile genç yetenekleri, yaratıcılık ve ifade özgürlüğü dengesi açısından yakından ilgilendiriyor.
Sık Sorulan Sorular
Tuba Ulu hangi suçlamayla yargılanıyor ve kaç yıl hapsi isteniyor?
Komedyen Tuba Ulu, stand-up gösterisi sırasında Kanuni Sultan Süleyman ve Hürrem Sultan hakkında yaptığı bir şaka nedeniyle "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" suçlamasıyla yargılanmaktadır. İstanbul 13. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada savcılık, Ulu'nun ifadelerinin kamu düzenini bozucu ve aşağılayıcı olduğunu öne sürerek 3 yıla kadar hapis cezası talep etmiştir.
Tuba Ulu'nun savunmasında öne çıkan ana argümanlar nelerdir?
Tuba Ulu, mahkemedeki savunmasında herhangi bir dini veya toplumsal değeri aşağılama amacının bulunmadığını, amacının sadece mizah yapmak olduğunu belirtmiştir. Avukatı Jiyan Tosun ise söz konusu ifadelerin bağlamından koparıldığını ve gösterinin bir hiciv sanatı olarak anayasal ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak beraat talebinde bulunmuştur.
Davanın bir sonraki duruşması ne zaman ve süreçte hangi kurumlar tepki gösterdi?
Mahkeme heyeti, savunma makamına mütalaaya karşı beyanda bulunmaları için ek süre vererek duruşmayı 14 Temmuz tarihine ertelemiştir. Süreç boyunca Oyuncular Sendikası mizahın yargılanamayacağına dair destek mesajı yayınlarken, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor da komedyenlerin şakaları nedeniyle yargılanmasını ifade özgürlüğü açısından eleştirmiştir.
Etiketler


