Kara Para ile Mücadelede Yeni Dönem: Erdoğan İmzaladı
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın imzasıyla yayımlanan genelgeyle, 2026-2030 yıllarını kapsayan kara para ve terör finansmanıyla mücadele stratejisi yürürlüğe girdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan yeni genelge, Türkiye’nin önümüzdeki beş yıllık mali suçlarla mücadele rotasını belirledi. "Türkiye'de Suç Gelirlerinin Aklanması ve Terörizmin Finansmanı ile Mücadele ve Müsadere Uygulamalarında Etkinliğin Artırılması Strateji Belgesi (2026-2030)" başlığıyla duyurulan bu kapsamlı plan, suç dünyasının finansal damarlarını kesmeyi hedefliyor. 17 Temmuz 2021 tarihli ve 31544 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan bir önceki strateji belgesinin süresinin dolmasıyla birlikte, devletin tüm birimleri yeni dönem için teyakkuza geçiyor.
Mali Suçlarla Mücadelede 5 Yıllık Yol Haritası
Yeni strateji belgesi, suçluların en hassas noktası olan "suç geliri" üzerine odaklanıyor. Genelgede açıkça ifade edildiği üzere, mücadelenin temel taşı suçluları elde ettikleri haksız kazançlardan tamamen mahrum bırakmak olarak belirlendi. Bu süreçte sadece polis ekipleri değil, istihbarat birimleri ve adli makamlar da tam koordinasyon içinde çalışacak. Kolluk kuvvetlerinin vakalar bazında suç eğilimlerini tespit etmesi, adli birimlerin ise soruşturma ve kovuşturma süreçlerini en kısa sürede neticelendirmesi emrediliyor. Bu hız, suç gelirlerinin sistem içinde aklanmadan dondurulması ve müsadere edilmesi için hayati önem taşıyor.
Belge kapsamında finansal kuruluşlar ve belirli yükümlü grupları için denetimler sıkılaşıyor. Şüpheli işlem bildirimi, müşterinin tanınması (KYC), kayıt tutma ve bu kayıtların istendiğinde yetkili makamlara anında ibraz edilmesi gibi önleyici tedbirler artık daha sert bir denetime tabi tutulacak. Şirketlerin kendi içlerinde "uyum programları" oluşturması zorunlu hale getirilirken, bu yükümlülüklere uymayan kurumlar için ağır yaptırımların kapısı aralanıyor. Düzenleme ve denetim faaliyetleri, suç geliriyle mücadelenin başat unsuru olarak tanımlanıyor.
Özellikle suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanı suçlarında, yükümlü grupları tarafından müşterinin tanınması, şüpheli işlem bildirimi, kayıt tutma ve istendiğinde yetkili makamlara ibraz etme gibi süreçler artık birer rutin olmanın ötesine geçecek. Kamu kurumlarının sadece kendi içlerinde değil, ulusal ve uluslararası ölçekte veri paylaşımı yapması stratejinin bel kemiğini oluşturuyor.
FATF Standartları ve MASAK Koordinasyonu
Türkiye, 1991 yılından bu yana üyesi olduğu Mali Eylem Görev Gücü (FATF) standartlarına uyum sağlama konusundaki kararlılığını bu genelgeyle bir kez daha tescilledi. Küresel finansal sistemin güvenliğini korumak amacıyla geliştirilen FATF kriterleri, hem teknik uyumu hem de sahadaki etkililiği şart koşuyor. Genelgede, FATF’ın ülkelerin ulusal stratejilere sahip olması gerektiğine dair düzenlemelerine atıfta bulunarak, Türkiye’nin bu uluslararası ağın en etkin üyelerinden biri olma hedefi vurgulanıyor.
Yeni dönemde tüm operasyonel sürecin merkezinde Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı yer alacak. 21 Ekim 2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan "FATF 4. Tur Değerlendirmesi Hazırlıkları ve Ulusal Risk Değerlendirmesi Çalışmaları" konulu 2016/22 sayılı genelgeyle başlayan süreç, MASAK koordinasyonunda daha da derinleşecek. Ulusal risk değerlendirmesi çalışmaları, strateji belgesinin uygulama döneminde MASAK tarafından diğer ilgili kurumların katılımıyla yürütülecek. Bu çalışmalar sonucunda elde edilen bulgular, devletin ekonomi ve güvenlik politikalarına doğrudan yön verecek.
MASAK, internet adresi üzerinden yayımlayacağı rehberler ve dökümanlarla, kamu kurumlarından özel sektöre kadar tüm paydaşlara yol gösterecek. Genelgede, strateji belgesi kapsamındaki tüm kamu kurum ve kuruluşlarının üzerine düşen görevleri "hassasiyetle" yerine getirmesi, ihtiyaç duyulacak her türlü destek ve yardımın titizlikle sağlanması talimatı verildi. Bu, devletin kara para ile mücadelede hiçbir boşluk bırakmayacağının en net göstergesi olarak değerlendiriliyor.
İzmir İçin Ne Anlama Geliyor?
Türkiye’nin en büyük ticaret ve liman kentlerinden biri olan İzmir, bu yeni strateji belgesinden doğrudan etkilenecek illerin başında geliyor. İzmir Limanı ve çevresindeki yoğun dış ticaret hacmi, finansal hareketliliğin de merkezini oluşturuyor. Yeni dönemde İzmir’deki gümrük müşavirlikleri, döviz büroları, kuyumcular ve gayrimenkul sektörü temsilcileri için "müşteriyi tanıma" ve "şüpheli işlem bildirimi" süreçleri çok daha kritik bir hal alacak. Şehrin ticaret odaları ve meslek birliklerinin, üyelerini MASAK’ın yeni kriterleri konusunda bilgilendirmesi bekleniyor.
Ege Bölgesi’nin finans merkezi konumundaki İzmir’de, bankacılık ve finans sektörü çalışanları için eğitim süreçleri hızlanacak. Özellikle terörizmin finansmanının önlenmesi noktasında, İzmir gibi kozmopolit ve ekonomik hareketliliğin yüksek olduğu şehirlerdeki denetimlerin artması, yerel ekonominin kayıt dışı unsurlardan temizlenmesine katkı sağlayacak. İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İzmir Valiliği gibi kurumların da dahil olduğu kamu iş birliği süreçleri, şehrin güvenli yatırım iklimini güçlendirecektir.
Bu gelişme, özellikle İzmir’deki gayrimenkul ve dış ticaret sektöründe faaliyet gösteren binlerce işletmeyi ve bu alanlarda yatırım yapan vatandaşları yakından ilgilendiriyor.
Sık Sorulan Sorular
2026-2030 Strateji Belgesi'nin temel amacı nedir?
Bu strateji belgesinin temel amacı, Türkiye'de suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadelede etkinliği artırmaktır. Belge, suçluların elde ettikleri maddi kazançlara el konulmasını (müsadere) kolaylaştırmayı, kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmeyi ve finansal sistemin suçtan arındırılmasını hedefleyen beş yıllık bir yol haritası sunmaktadır.
Finansal kuruluşlar için hangi yeni yükümlülükler geliyor?
Yeni dönemde bankalar, finans şirketleri ve diğer yükümlü gruplar; müşterilerini daha detaylı tanımak, şüpheli işlemleri anında bildirmek ve tüm kayıtları yetkili makamlar için hazır tutmak zorundadır. Ayrıca, her kurumun kendi bünyesinde bir uyum programı oluşturması ve bu süreçlerin MASAK tarafından daha sıkı denetlenmesi öngörülmektedir.
FATF ve MASAK bu sürecin neresinde yer alıyor?
Türkiye'nin 1991'den beri üyesi olduğu Mali Eylem Görev Gücü (FATF), uluslararası standartları belirleyen üst kuruluştur. MASAK ise bu standartların Türkiye'de uygulanmasından sorumlu ana koordinatördür. Yeni strateji döneminde tüm risk değerlendirme çalışmaları ve kurumlar arası veri akışı MASAK başkanlığında yürütülerek uluslararası kriterlere tam uyum sağlanacaktır.
Etiketler


