İzmirli İtfaiyeciler 17 Ağustos Felaketini 27 Yıl Sonra Anlattı
17 Ağustos 1999 Gölcük depreminin 27. Yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesinde görev yapan dört itfaiyeci yaşadıkları travmayı ve tanıklıklarını paylaştı.

Kocaeli'nin Gölcük ilçesi merkezli 17 Ağustos 1999 sabahı saat 03.02’de meydana gelen 7,4 büyüklüğündeki deprem, Türkiye'nin hafızasından silinmeyen en büyük felaketlerden biri olarak tarihe geçti. İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı bünyesinde görev yapan ve o günlerde mesleklerinin henüz ilk yıllarında olan dört itfaiye personeli, aradan geçen 27 yıla rağmen enkaz altından yükselen sesleri ve tanık oldukları çaresizliği bugün hala aynı sızıyla hatırlıyor.
Ali Hikmet Küçükgül: 13 Günde 14 Kilogram Verdim
Bugün 52 yaşında olan ve Çiğli Atatürk Organize Sanayi Bölgesi İtfaiye Grubu’nda amir olarak görev yapan 28 yıllık itfaiyeci Ali Hikmet Küçükgül, deprem anında henüz iki yıllık memurdu. Gece nöbetindeyken haberi alır almaz oluşturulan ekiple Gölcük’e hareket eden Küçükgül, bölgede geçirdiği 13 günü hayatının en ağır sınavı olarak tanımlıyor. Bir hafta boyunca kesintisiz olarak büyük bir bloğun enkazında çalışan Küçükgül, İzmir'e döndüğünde tam 14 kilogram vermişti.
Küçükgül, zihninden atamadığı o anları şu sözlerle aktarıyor: "Enkaz çok fazla, ekip sayısı azdı. İnsanların içeriden 'Kurtarın' diye sesleri geliyor. Yanında eşi, çoluğu, çocuğu ölen insanlar var. Onların çırpınışları ve çaresizliği insanı yıpratıyor. Bir enkazda baba, anne ve kız çocuğunu birbirlerinin üzerine kapanmış halde bulduk. Evin girişindeki ayakkabılık üzerlerine yıkılmıştı. Ben de babayım, bir kızım var. O aile beni çok yıpratmıştı." Depremden sonra 6 ay boyunca televizyon izleyemediğini belirten Küçükgül, bugün bile İzmir'de benzer bir felaket yaşanması ihtimalinin kendisini yaraladığını ifade ediyor.
Bülent Yanaşık: Karşımızda Bir Enkaz Değil Yıkılmış Bir Mahalle Vardı
İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü’nde amir olarak görev yapan 33 yıllık itfaiyeci Bülent Yanaşık, 1999 yılında henüz yeni evli bir memur olarak bölgeye gitti. Gölcük'e ulaştıklarında karşılaştıkları manzaranın hazırlanan hiçbir senaryoya benzemediğini vurgulayan Yanaşık, "Biz bir enkaza gideceğimizi düşünüyorduk ama gittiğimizde karşımızda tek bir enkaz değil, tamamen yok olmuş bir mahalle vardı" diyor. İnsanların ekipleri gördüğü anda kollarından tutup kendi yakınlarının bulunduğu enkaza çekiştirdiğini anlatan Yanaşık, can kurtarma odağıyla günlerce mola vermeden çalıştıklarını belirtiyor.
İzmir'e döndüğünde ailesinin kendisini tanımakta zorlandığını söyleyen Yanaşık, yaşadığı fiziksel ve ruhsal değişimi şu cümlelerle özetliyor: "Sakallarım uzamış, aşırı kilo vermiştim. Uyku düzenimin normale dönmesi aylar sürdü. Enkazda belirli bir süre sonra canlı birine ulaşamayınca cenazeye ulaşmak bile önemli hale geliyor. İşte bu gerçekten çok ağır bir duygu." Yanaşık, o günlerden kalan görüntülerin hala hafızasında taze olduğunu ve Allah'ın kimseye bir daha böyle bir acı yaşatmamasını dilediğini ekliyor.
Abdül Duyulur: Tüpraş Yangınından Gölcük Enkazlarına
İtfaiye Eğitim Şube Müdürlüğü’nde eğitmenlik yapan Abdül Duyulur için 17 Ağustos'un anlamı çok daha farklı bir boyutta. Deprem bölgesine gittiğinde eşi hamile olan Duyulur, felaketten tam bir ay sonra, 17 Eylül'de kızını kucağına aldı. Bölgede telefon hatları kesik olduğu için günlerce ailesinden haber alamadan görev yapan Duyulur, önce Kocaeli Derince’deki Tüpraş yangınına müdahale etti, ardından Gölcük'teki arama kurtarma çalışmalarına katıldı.
Duyulur, yıllar sonra İzmir'de yaşadığı bir tesadüfü ise şu sözlerle paylaşıyor: "Enkazda çalışırken kocasının sesini duyan bir kadına yardım ediyorduk. Ancak büyük bir artçı sonrası ses kesildi ve adamın cansız bedenine ulaştık. Yıllar sonra İzmir’de bir apartmanda baca problemi nedeniyle gittiğim binada o kadınla karşılaştım. Depremden sonra İzmir’e taşınmış. Birini canlı kurtarmak dünyalara değişilmez ama çocuk cenazesi çıkardığımızda kendi evlatlarım aklıma geliyor."
Mümin Yavuz: 20 Gün Boyunca Kapalı Alana Giremedim
Gaziemir İtfaiye Grubu Amiri Mümin Yavuz, deprem bölgesine gittiğinde sadece 36 günlük evliydi. Çınarcık'ta 12 gün boyunca görev yapan Yavuz, bir kız çocuğunu canlı kurtarmanın sevincini yaşasa da, çıkardıkları sayısız cansız bedenin yarattığı travmayı yıllarca üzerinden atamadı. Yavuz, deprem dönüşü yaşadığı psikolojik etkileri şu şekilde anlatıyor:
- Kapalı alan korkusu: "15-20 gün boyunca kapalı alana giremedim. Sanki dört duvar üzerime geliyordu."
- Koku travması: "Deprem bölgesindeki kokular bende travma oluşturdu. Bir süre evde yemek yiyemedim."
- Hazırlık bilinci: "Bugün iki çocuk babasıyım ve ailemi depreme hazırladım. Evde sürekli tatbikat yapıyor, güvenli alanları ve deprem çantasını kontrol ediyoruz."
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi'nin bu deneyimli isimleri, 1999'da edindikleri bu acı tecrübeleri bugün İzmir'in afet planlamalarında ve personel eğitimlerinde kullanmaya devam ediyor. Bu gelişme, özellikle Bayraklı ve Karşıyaka gibi deprem riski yüksek bölgelerde yaşayan İzmirliler için profesyonel müdahale kapasitesinin ne kadar derin bir tecrübeye dayandığını bir kez daha kanıtlıyor.
Sık Sorulan Sorular
İzmirli itfaiyeciler 17 Ağustos depreminde ne kadar süre görev yaptı?
İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ekipleri, depremin hemen ardından bölgeye intikal ederek yaklaşık 12 ile 13 gün boyunca Gölcük, Derince ve Çınarcık gibi farklı noktalarda arama kurtarma ve yangın söndürme faaliyetlerinde bulundular.
Deprem sonrası itfaiye personelinde ne tür travmalar oluştu?
Görev yapan personellerde kapalı alana girememe, enkaz kokusu nedeniyle yemek yiyememe, uyku bozuklukları ve deprem görüntülerine karşı hassasiyet gibi travmalar gözlemlendi. Bazı personellerin bu etkileri atlatması aylar sürerken, hazırlık bilinciyle ailelerine deprem tatbikatları yaptırmaya başladıkları belirtildi.
İzmir itfaiyesi deprem bölgesinde hangi kritik görevleri üstlendi?
Ekipler sadece enkaz altından canlı ve cansız bedenlerin çıkarılması sürecinde değil, aynı zamanda Kocaeli Derince’deki Tüpraş rafinerisinde çıkan büyük yangının kontrol altına alınmasında da aktif rol oynayarak felaketin boyutlarının büyümesini engellediler.
Etiketler


