İzmir Meslek Fabrikası'nda Tahliye Krizi: Halkapınar'da Umudun Kapısına...
İzmir Meslek Fabrikası'nın Halkapınar'daki tarihi binası Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından tahliye edildi. Binlerce İzmirlinin iş kapısı olan merkezde çalışanlar isyan etti.

Halkapınar'daki tarihi İzmir Meslek Fabrikası binasının önünde bugün hüzün ve öfke bir aradaydı. Mülkiyeti İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olan ancak Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından el konulan binanın kapıları, içeride emeği olan çalışanlara kapandı. Yıllardır binlerce İzmirli gence ve kadına iş kapısı açan bu tarihi yapının tahliye edilmesi, sadece bir mülkiyet yer değişimi değil, bir kentin istihdam kalesinin düşmesi olarak yorumlanıyor. Çalışanlar, kendi elleriyle kurdukları sınıflara ve laboratuvarlara bugün birer yabancı gibi dışarıdan bakmak zorunda kaldı.
3,5 Milyon Liralık Yatırım ve 20 Yıllık Emek
İzmir Meslek Fabrikası'nın temelleri aslında çok daha eskilere dayanıyor. Satın alma personeli Sema Boyacıoğlu Arıcan, bu sürecin 2008 yılında bir proje olarak başladığını hatırlatıyor. Arıcan, "Burası 2008 yılında bir projeydi. İzmir’in farklı noktalarında ücretsiz kurslar veriyorduk. 15 yaşını doldurmuş herkes eğitim alabiliyor, Milli Eğitim sertifikasıyla iş bulabiliyordu. 2015-2016 yıllarında ise tam teşekküllü bir müdürlüğe dönüştü" diyerek binanın dönüşüm sürecini di. Binanın her taşında emekleri olduğunu vurgulayan Arıcan, fabrikasyon laboratuvarı gibi teknik donanımlar için 3,5 milyon liralık projeler gerçekleştirdiklerini, ancak şimdi bu donanımlara uzaktan bakmak zorunda kaldıklarını ifade etti.
Belediyede 2006 yılında bilgisayar öğretmeni olarak göreve başlayan ve 20 yıldır mesleki eğitim projelerinin merkezinde yer alan Gülcan Üçfidan, kurulan modelin Türkiye'de bir eşi olmadığını belirtti. Üçfidan, "Kadınların ve gençlerin hayatı değişiyor, biz bunun peşine düştük. Üniversitelerle, odalarla ve meslek liseleriyle iş birlikleri yaptık. Burası sıradan bir kurs merkezi değil; İzmir’in ihtiyaç duyduğu sektörleri belirleyen, İŞKUR verilerine göre sanayi, turizm ve sağlık alanlarında direkt işe dönüşen eğitimler veren bir yapıydı" dedi. 3 boyutlu yazıcılar ve lazer kesiciler gibi ileri teknoloji eğitimlerinin yurt dışı kaynaklı müfredatlarla verildiğini hatırlatan Üçfidan, özel platformların büyük paralarla yaptığı "mesleki yeterlilik belgesi" sistemini ücretsiz kurduklarını vurguladı.
"Kendi Evimizin Kapısından Giremiyoruz"
Tahliye süreciyle birlikte en büyük mağduriyeti yaşayanlar ise her gün o binada mesai tüketen personel oldu. Satın alma personeli Şule Alpsoy, Halkapınar binasının merkezi konumuna dikkat çekerek, "İzmir’in her yerinde; Karabağlar’da, Çiğli’de, Çamdibi’nde çalıştık ama burası merkezdi. En kolay ulaşılan yerdi. Kimse kurslara bir kuruş ödemedi, ipliğinden ununa kadar her şey belediye tarafından sağlandı. Şimdi çalıştığımız yere giremiyoruz, kişisel eşyalarımızı bile alamıyoruz. Burası bizim evimizdi, bir aileydik. Bu yapılan İzmir halkına büyük bir haksızlıktır" sözleriyle tepkisini dile getirdi.
Merkezin sadece bir eğitim alanı değil, bir sosyal güvence olduğunu belirten Gülüzar Karaköse ise bir anne olarak endişelerini paylaştı. Karaköse, "Şu an yüzlerce kişilik dev bir yapıdan bahsediyoruz. Sadece son dönemde bile 1000 kişi iş hayatına kazandırıldı. İnsanlar burada aşçılık ve muhasebe öğrendi, barista oldu, kendi işini kurdu. Çocuğum üniversiteyi bitirse bile böyle bir yerde ücretsiz eğitim alabilmesi büyük bir güvenceydi" dedi. Muhasebe eğitmeni Zehra Demir de hiçbir ön bilgisi olmayan yüzlerce kişinin buradan eğitim alarak kurumsal firmalarda işe girdiğini, bu eğitim zincirinin bu şekilde koparılmasının kabul edilemez olduğunu belirtti.
Çimler Üzerinde Son Ders: "Okul Her Yerdir"
Tahliye baskısına karşı en dikkat çeken eylem ise usta öğretici Orkun Tüfenk’ten geldi. Türk sinemasının unutulmaz karakteri Mahmut Hoca’nın "Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde damı olan yer değildir" sözünü hatırlatan Tüfenk, son İngilizce dersini binanın önündeki çimlerin üzerinde gerçekleştirdi. Kemalpaşa’dan Çiğli’ye, Özdere’den Bayındır’a, Ödemiş’ten her yaştan kursiyere ulaştıklarını belirten Tüfenk, "Bu meselenin ideolojilerden bağımsız düşünülmesi gerekir. Geliri olmayan gençler, emekliler ve kadınlar için bu kurslar hayati öneme sahip. Abluka altındaki binamızın önünde ders yaparak eğitime engel konulamayacağını gösterdik" dedi.
İzmir İçin Ne Anlama Geliyor?
Halkapınar, İzmir’in ulaşım ağının kalbi ve Meslek Fabrikası'nın bu noktada bulunması, özellikle Buca, Bornova ve Konak hattındaki dar gelirli vatandaşların eğitimine doğrudan katkı sağlıyordu. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu binayı kaybetmesi, sadece fiziksel bir mekan kaybı değil, aynı zamanda kentin en büyük ücretsiz istihdam ofisinin işleyişine vurulan bir darbedir. Bu gelişme, özellikle ekonomik kriz döneminde meslek edinmek isteyen binlerce İzmirli gencin ve ev ekonomisine katkı sağlamaya çalışan kadınların önündeki en büyük engellerden biri haline gelebilir. Halkapınar aktarma merkezinin hemen yanındaki bu stratejik noktanın boşaltılması, İzmir'in yerel kalkınma modeline yönelik ciddi bir aksama riski taşıyor.
Sık Sorulan Sorular
İzmir Meslek Fabrikası binası neden tahliye edildi?
Halkapınar'da bulunan tarihi bina, mülkiyet hakları konusundaki hukuki süreçler neticesinde Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne devredilmek istendiği için tahliye edildi. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından kullanılan bina, kamu binalarının mülkiyet hakları tartışması kapsamında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından geri alınmak isteniyor.
Meslek Fabrikası kursları tamamen duracak mı?
Meslek Fabrikası'nın Halkapınar'daki ana binası tahliye edilmiş olsa da, kurumun İzmir'in farklı ilçelerinde (Karabağlar, Çiğli, Çamdibi vb.) şubeleri bulunmaktadır. Ancak Halkapınar, merkezi konumu ve teknolojik laboratuvar altyapısı nedeniyle sistemin kalbi durumundaydı. Kursların diğer merkezlerde devam etmesi beklense de ana kapasitede ciddi bir daralma yaşanması öngörülüyor.
Tahliye sürecinden kaç kişi etkilendi?
Sadece son dönemde 1000 kişinin iş sahibi yapıldığı merkezden her yıl binlerce İzmirli ücretsiz eğitim alıyordu. Tahliye süreci, halihazırda eğitim gören yüzlerce kursiyerin yanı sıra, binada görev yapan usta öğreticiler, satın alma personeli ve idari kadroyu da doğrudan etkiledi. Ayrıca 3,5 milyon liralık ekipman ve laboratuvarların akıbeti de belirsizliğini koruyor.
Etiketler


