İzmir Körfezi'nde 4 Milyon Metrekarelik İstila: Kirliliğin Kaynağı Gediz
İzmir Körfezi'nde Mavişehir ile Foça arasındaki 4 milyon metrekarelik alan deniz maruluyla kaplandı. Uzmanlar, kirliliğin ana kaynağı olarak Gediz Nehri'ni işaret etti.

İzmir Körfezi'nin kuzey aksında, Mavişehir ile Foça arasındaki 4 milyon metrekareyi aşkın deniz yüzeyi, yoğun bir deniz marulu tabakasıyla kaplandı. Özellikle İnciraltı ve Bostanlı kıyılarında biriken yeşil tabaka, hem görüntü kirliliğine hem de çevreye yayılan ağır kokuya neden oluyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanlığı ile İZDENİZ ekipleri, deniz süpürgeleri ve karadan müdahale araçlarıyla temizlik mesaisine devam ediyor.
Körfez'deki ekolojik dengenin bozulmasıyla tetiklenen bu aşırı alg çoğalması, yalnızca kıyı şeridini değil, deniz altındaki yaşamı da tehdit ediyor. Belediye ekipleri, kıyılarda biriken deniz marullarını düzenli olarak toplayarak koku oluşumunu ve bakteriyel ayrışmayı minimize etmeye çalışıyor. Ancak bilim insanları, bu temizlik çalışmalarının pansuman bir çözüm olduğunu, asıl sorunun Körfez'i besleyen su kaynaklarındaki kirlilik yükünden kaynaklandığını vurguluyor.
Gediz Nehri'nin Zehri Körfez'e Akıyor
İzmir Körfezi'ni kirleten 33 dereden biri olan Gediz Nehri, kirliliğin ana damarı olarak tanımlanıyor. Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi emekli öğretim üyesi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Kırsal Kalkınma Danışmanı Prof. Dr. Yusuf Kurucu, nehrin yolculuğunun Murat Dağı'ndan başladığını hatırlattı. Kütahya, Uşak, Manisa ve İzmir illerinden geçen nehir, geçtiği her bölgeden topladığı atığı İzmir'e taşıyor. Kurucu, "Bu süreçte oluşan her türlü atık Gediz’e ulaşıyor ve nehir Körfez’e kadar kirlenmiş şekilde geliyor" sözleriyle tehlikenin boyutunu di.
Gediz'in kirlilik parametreleri incelendiğinde; tarımsal kaynaklı gübre artıkları, sanayi tesislerinin deşarjları ve evsel atıkların oluşturduğu ağır bir yükle karşılaşıldığı görülüyor. İZSU ve Manisa Su ve Kanalizasyon İdaresi (MASKİ) tarafından her ay düzenli olarak alınan örnekler, su kalitesindeki düşüşü raporlarla kanıtlıyor. Özellikle Emiralem Boğazı'ndan sonra kirlilik yükü kritik seviyelere ulaşıyor. 1886 yılında yapılan nehir yatağı müdahalesine rağmen, eski yatağın hâlen aktif olduğu ve Ağıldere hattı üzerinden iç Körfez’i beslemeye devam ettiği de uzmanların tespitleri arasında yer alıyor.
Deniz Canlıları İçin Oksijensizlik Tehlikesi
Deniz marulu oluşumu, biyolojik bir süreç olan ötrofikasyonun en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. İZSU-İZDENİZ İzmir Körfez Ekoloji Danışma Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ergün Taşkın, deniz marullarının hızlı büyüme özelliğine sahip ancak kısa ömürlü canlılar olduğunu belirtti. Taşkın, bu bitkilerin öldükten sonra parçalanarak çürüme sürecine girdiğini ve bu aşamada ortamdaki oksijeni tamamen tükettiğini ifade etti.
Oksijenin tükenmesi, bilimsel adıyla "hipoksi" durumu, deniz ekosistemi için tam bir felaket senaryosu anlamına geliyor. Sudaki oksijen bittiğinde bakteriyel ayrışma hızlanıyor, bu da çevreye yayılan o meşhur kötü kokuyu ve deniz tabanında çamurlaşmayı beraberinde getiriyor. Bu durumdan en çok etkilenenler ise balıklar ve diğer deniz canlıları oluyor. Oksijensiz kalan canlılar ya bölgeyi terk etmek zorunda kalıyor ya da toplu ölümlerle karşılaşıyor. Prof. Dr. Taşkın, "Gediz Nehri başta olmak üzere Ağıl Deresi ile diğer dereler ve kanallar, Körfez’e en önemli besin ve kirlilik girdilerini taşımaktadır" diyerek kirlilik zincirine dikkat çekti.
İzmir İçin Ne Anlama Geliyor?
İzmir Körfezi'nde yaşanan bu durum, sadece bir çevre sorunu değil, aynı zamanda şehrin sosyal ve ekonomik yaşamını doğrudan etkileyen bir krizdir. Bostanlı Kordonu'nda yürüyüş yapan bir İzmirli için koku sorunu, Karşıyaka ve İnciraltı'ndaki esnaf için ise müşteri kaybı anlamına geliyor. Mavişehir-Foça hattındaki 4 milyon metrekarelik istila, İzmir'in denizle kurduğu bağı zayıflatıyor.
Kalıcı çözüm için İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin tek başına yürüttüğü temizlik çalışmaları yeterli kalmıyor. Gediz Havzası'ndaki sanayi tesislerinin denetlenmesi, tarımsal faaliyetlerdeki gübre kullanımının kontrol altına alınması ve havza boyunca yer alan tüm yerleşim birimlerinin arıtma sistemlerinin modernize edilmesi gerekiyor. Gediz temizlenmeden İzmir Körfezi'nin tam anlamıyla nefes alması mümkün görünmüyor. Bu durum, özellikle Karşıyaka ve Çiğli ilçelerinde yaşayan 1 milyona yakın vatandaşın yaşam kalitesini doğrudan etkilemeye devam edecek.
Sık Sorulan Sorular
Deniz marulu neden kötü koku yapar?
Deniz marulları kısa ömürlü bitkilerdir. Öldüklerinde suyun dibine çökerek bakteriler tarafından parçalanmaya başlarlar. Bu parçalanma süreci sudaki oksijeni tüketir ve hidrojen sülfür gibi gazların açığa çıkmasına neden olur. Çürüme süreciyle birlikte oluşan bu gazlar, çevreye rahatsız edici ve keskin bir koku yayılmasına sebebiyet verir.
Körfez'deki kirliliğin tek sorumlusu Gediz Nehri mi?
Gediz Nehri, Körfez'i kirleten 33 farklı su kaynağından en büyüğü ve en yoğun kirlilik yüküne sahip olanıdır. Ancak kirlilik sadece nehirle sınırlı değildir. Şehir içinden geçen dereler, gemi trafiği, liman faaliyetleri ve geçmişten gelen dip çamuru birikintileri de Körfez'in ekolojik dengesini bozmaktadır. Yine de uzmanlar, Gediz Havzası temizlenmeden kalıcı bir iyileşme sağlanamayacağını vurgulamaktadır.
Belediyenin temizlik çalışmaları sorunu çözer mi?
İzmir Büyükşehir Belediyesi ve İZDENİZ ekiplerinin yürüttüğü çalışmalar, kıyıda biriken kirliliği uzaklaştırmak ve kokuyu azaltmak için hayati önem taşır. Ancak bu çalışmalar "sonuç odaklı" bir müdahaledir. Sorunun "kaynağı" olan Gediz Havzası'ndan gelen endüstriyel, tarımsal ve evsel atıklar kesilmediği sürece deniz marulu oluşumu her uygun sıcaklık ve ışık koşulunda tekrarlamaya devam edecektir.
Etiketler

