Gündem

İzmir'de Orman Yangını Riski Yüzde 65'e Yükseldi

İKÇÜ Öğretim Üyesi Dr. Ufuk Özkan, kış yağışlarının yarattığı otların kuruyarak İzmir'in kent çeperlerinde büyük bir yangın riski oluşturduğunu açıkladı.

Zeynep Karaoğlu
10 görüntülenme
İzmir'de Orman Yangını Riski Yüzde 65'e Yükseldi

İzmir Katip Çelebi Üniversitesi (İKÇÜ) Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ufuk Özkan, kış aylarında mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşen yağışların orman yangınlarını bitirmediğini, aksine kent çeperlerinde yeni bir tehdit doğurduğunu açıkladı. İzmir'in ormanla iç içe olan mahallelerinde bahar aylarında hızla büyüyen otsu bitkiler, haziran sonu itibarıyla kuruyarak adeta birer barut fıçısına dönüştü. Dr. Özkan, özellikle yerleşim yerleri ile ormanların birleştiği noktalarda yangın riskinin yüzde 65 seviyelerine ulaştığını vurguladı.

İzmir'de Kış Yağışları Yangın Riskini Neden Artırdı?

Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün tahminlerinin üzerinde gerçekleşen kış yağışları, İzmir'deki su stresini kısa vadede rahatlatsa da orman yangınları açısından paradoksal bir durum yarattı. 2026 yılının ilk çeyreğinde düşen yağışların oldukça şiddetli ve yoğun olduğunu hatırlatan Dr. Ufuk Özkan, bu suyun toprağın derinliklerine süzülmek yerine yüzeysel akışa geçtiğini belirtti. Toprağın infiltrasyon kapasitesinin aşılması nedeniyle suyun büyük bölümü biriktirilemeden akıp gitti. Ancak bu durum, toprağın sadece üst tabakasını nemlendirerek bahar aylarında kontrolsüz bir bitki artışına yol açtı.

Haziran sonu ve temmuz başı itibarıyla üst topraktaki nemin hızla buharlaşması, baharda yeşeren yoğun otsu tabakayı tamamen kuruttu. Dr. Özkan, "Açıklanan yangın istatistikleri ve saha gözlemleri, yangın riskinin özellikle kent-orman kesişimlerinde yaklaşık yüzde 65 gibi bir oranla yoğunlaştığını gösteriyor" dedi. Bu durum, İzmir'in orman sınırındaki ilçelerinde yaşayan milyonlarca vatandaş için kritik bir dönemin başladığına işaret ediyor. Özellikle ağaçların seyrek olduğu veya orman kapalılığının bulunmadığı alanlarda, kuru otların tutuşma kapasitesi en yüksek seviyeye ulaşmış durumda.

Kent ve Orman Kesişiminde Yüzde 65 Risk Uyarısı

İzmir'in coğrafi yapısı gereği yerleşim yerlerinin ormanlarla iç içe olması, yangın riskini daha karmaşık bir hale getiriyor. Dr. Özkan, "geçiş ekolojisi" olarak adlandırılan bu bölgelerde otsu bitkilerin çok daha fazla yer aldığını ve bu noktaların her zamankinden daha büyük bir risk potansiyeli taşıdığını ifade etti. Orman Genel Müdürlüğü'nün (OGM) bu konuda hazırlıklı olduğunu ve risk haritalarını güncellediğini belirten Özkan, asıl meselenin erken farkındalık ve hızlı müdahale olduğunu dile getirdi.

İzmir genelinde hem büyükşehir belediyesi hem de ilçe belediyeleri, kentsel çeperlerdeki kuru otların biçilmesi konusunda yoğun bir çalışma yürütüyor. Ancak bu organizasyonel yeteneğin lojistik açıdan OGM ile tam uyumlu çalışması gerektiğini savunan Dr. Özkan, yangınların başlangıç noktasının genellikle insan kaynaklı faaliyetler olduğunun altını çizdi. İzmir'in orman köylerinden merkez ilçelerine kadar her noktada, açık havada ateş yakılmasının sonuçları felaketle sonuçlanabilir.

Yangınları Önlemek İçin Hangi Önlemler Alınmalı?

Kuru otların yarattığı tehlikeye karşı vatandaşların bireysel önlemler alması hayati önem taşıyor. Dr. Ufuk Özkan, özellikle sıcak ve rüzgarlı günlerde ateş yakmak, mangal yapmak, demir kesmek ve pürmüz ile çalışmak gibi kıvılcım çıkarabilecek her türlü eylemden kaçınılması gerektiğini vurguladı. Kuraklık döneminde su yönetimi kadar yangın yönetimine de odaklanılması gerektiğini belirten Özkan, tüm paydaşların iş birliği içinde hareket etmesi gerektiğini söyledi.

İzmir'de orman yangınlarını azaltmak için bilimsel veriler ışığında hareket edilmesi gerektiğini belirten akademisyen, "Doğanın yardımıyla su stresinden kurtulduğumuz gibi, orman yangınlarını azaltma konusunda da hep birlikte çalışarak olumlu sonuçlar elde edebiliriz" dedi. İzmir'deki yerel yönetimlerin kuru ot biçme faaliyetlerini hızlandırması ve vatandaşların ormanlık alanlara yakın bölgelerde gösterdiği hassasiyet, olası bir felaketin önüne geçebilecek en önemli iki faktör olarak öne çıkıyor.

Bu hayati uyarılar, özellikle Menderes, Seferihisar, Bornova ve Karşıyaka gibi orman varlığının yoğun olduğu ve yerleşim yerleriyle iç içe geçtiği İzmir ilçeleri için kritik önem taşıyor.

Sık Sorulan Sorular

Kış yağışları İzmir'de orman yangını riskini neden azaltmadı?

Kış aylarında düşen yoğun yağışlar, toprağın derinliklerine süzülmek yerine yüzeyde kalarak bahar aylarında çok yoğun bir ot tabakasının oluşmasına neden olmuştur. Yaz sıcaklarının başlamasıyla birlikte bu otlar hızla kurumuş ve orman zemininde kolayca tutuşabilecek büyük bir yanıcı madde yükü oluşturmuştur. Bu durum, yangınların başlangıç riskini azaltmak yerine sadece tarihsel olarak bir süre ötelemiştir.

İzmir'in hangi bölgeleri orman yangını açısından daha fazla risk taşıyor?

İKÇÜ Öğretim Üyesi Dr. Ufuk Özkan'ın verilerine göre, yangın riski özellikle kent ve orman sınırının birleştiği "geçiş ekolojisi" alanlarında yüzde 65 oranında yoğunlaşmaktadır. İzmir'in yerleşim yerlerine yakın olan orman çeperleri, kuru ot miktarının fazla olması nedeniyle en yüksek risk potansiyeline sahip bölgelerdir. Bu alanlarda insan faaliyetlerinin yoğun olması, riskin tutuşma kapasitesini doğrudan artırmaktadır.

Vatandaşlar orman yangınlarını önlemek için nelere dikkat etmelidir?

Vatandaşların özellikle yaz kuraklığının hissedildiği bu dönemde ormanlık alanlarda ve yakın çevresinde mangal yakmaması, pürmüz kullanmaması ve kıvılcım çıkarabilecek demir kesme gibi tadilat işlerinden kaçınması gerekmektedir. Ayrıca, erken müdahale için orman kenarlarında görülen şüpheli dumanların vakit kaybetmeden yetkililere bildirilmesi ve belediyelerin kuru ot temizliği çalışmalarına destek olunması büyük önem taşımaktadır.

Etiketler

#Izmir#IzmirGundem#Yangin#Cevre#IKCU#OrmanYangini#Haber