Gündem

Deniz Yücel TBMM'de 12. Yargı Paketi'ne Sert Çıktı: 26 Başkan Tutuklu

CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel, TBMM Genel Kurulu'nda 12. Yargı Paketi görüşmelerinde 26 CHP'li belediye başkanının tutukluluğuna ve yargıdaki siyasi müdahalelere sert tepki gösterdi.

Zeynep Karaoğlu
11 görüntülenme
Deniz Yücel TBMM'de 12. Yargı Paketi'ne Sert Çıktı: 26 Başkan Tutuklu
Temsili görsel — yapay zeka ile oluşturulmuştur

CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel, TBMM Genel Kurulu’nda devam eden 12. Yargı Paketi görüşmelerinin 18’inci maddesi üzerine söz alarak, Türkiye’deki hukuk sistemini ve tutuklu belediye başkanlarını gündeme taşıdı. Yücel, kürsüden yaptığı konuşmada, Cumhuriyet Halk Partili 26 belediye başkanının tutuklu bulunduğu bir iklimde yargı reformu konuşulmasının samimiyetten uzak olduğunu savundu. İzmirli vekilin hedefinde, yargı paketlerinin sayısı artarken adaletin zayıfladığı iddiası ve "düşman hukuku" uygulamaları vardı.

"Adına Reform Dediğiniz 12 Paket Hukuku Zayıflattı"

AK Parti iktidarı döneminde hazırlanan yargı paketlerinin kronolojisine dikkat çeken Deniz Yücel, hukuk alanındaki sorunların yapısal bir hal aldığını ifade etti. Yücel, "AKP iktidarında, adına reform dediğiniz 12 adet nur topu gibi yargı paketimiz oldu. Ama bu iktidar ne zaman ‘yargı reformu’ dese, bu ülkede hukuk biraz daha zayıflıyor, adalet biraz daha işlemez hale geliyor" dedi. Yücel'in verilerine göre, 26 belediye başkanının türlü iftiralar ve gizli tanık beyanlarına dayanan iddianamelerle cezaevinde tutulması, reform iddialarıyla çelişiyor.

Konuşmasında savunma hakkının kısıtlanmasına da geniş yer ayıran Yücel, Türkiye’nin en yetkin ceza hukuku profesörlerinin "somut delil yok" yönündeki uyarılarının kulak ardı edildiğini belirtti. Baroların "hukuk devleti" vurgusunu ve avukatların savunma hakkı için verdiği mücadeleyi hatırlatan İzmir Milletvekili, yargı süreçlerinin siyasi bir araç haline dönüştürüldüğünü iddia etti.

İmamoğlu ve Hüseyin Can Güner Örnekleri

Yücel, somut davalar üzerinden verdiği örneklerle yargıdaki çelişkileri sıraladı. Hakkında 4 bin sayfalık iddianame hazırlanan ve binlerce yıl hapis cezası istemiyle yargılanan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun savunma hakkının neden kısıtlandığını sordu. Yücel, "Somut bir delil olmaksızın tutuklanan belediye başkanlarımızın masumiyet karinesinin nasıl yok sayıldığını konuşmamız gerekmez mi?" ifadelerini kullandı.

Özellikle Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner’e yönelik operasyonlara değinen Yücel, Ankara’yı "parsel parsel FETÖ’ye peşkeş çekenlerin" yargılanmadığı bir düzende, aleyhinde tek bir delil bulunmayan Güner’in hedef alınmasını "düşman hukuku" olarak tanımladı. Yücel, Türkiye’nin son seçimlerde birinci partisi olan CHP’ye karşı uygulanan bu yöntemin kurumsallaştırılmaya çalışıldığını savundu.

AYM’nin İki Kez İptal Ettiği Madde Yeniden Masada

12. Yargı Paketi’nin 18’inci maddesinde yer alan "kaçak sanıkların yargılanması" düzenlemesine dair teknik detayları paylaşan Deniz Yücel, bu maddenin Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından daha önce iki kez iptal edildiğini hatırlattı. İktidarın AYM kararlarındaki gerekçeleri dikkate almadan aynı düzenlemeyi neredeyse hiç değiştirmeden Genel Kurul’a getirdiğini söyleyen Yücel, "İktidar ‘biz bildiğimizi yaparız’ anlayışıyla hareket ediyor. Yüksek mahkeme kararlarını dikkate almayarak yargıya olan güveni sıfırladınız" dedi.

İzmir Milletvekili, yargı bürokrasisindeki yükseliş grafiklerini de eleştirdi. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi’nde muhalif isimlere yönelik verdiği ve AYM tarafından anayasaya aykırı bulunan kararlarıyla bilinen bir hakimin; önce Bakan Yardımcılığına, ardından İstanbul Başsavcılığına ve son olarak Adalet Bakanlığına uzanan kariyer yolculuğunun, CHP’ye karşı uygulanan "düşman hukuku" stratejisinin bir parçası olup olmadığını sordu.

İzmir’in Adalet Beklentisi ve Yerel Yönetimler

Deniz Yücel’in TBMM’deki bu çıkışı, İzmir’deki yerel yönetimler ve siyasi atmosfer açısından da kritik bir önem taşıyor. İzmir, yerel yönetimlerin özerkliği ve hukuk güvenliği konusunda hassas bir seçmen kitlesine sahip. Yücel’in vurguladığı "tutuklu belediye başkanları" meselesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin üzerindeki hukuki denetim baskısının siyasi bir boyuta evrilip evrilmeyeceği konusundaki endişeleri yansıtıyor. İzmirli bir hukukçu ve siyasetçi olarak Yücel, yargıdaki bu tıkanıklığın doğrudan İzmir halkının iradesine yönelik bir tehdit oluşturabileceği mesajını veriyor.

Hukukun üstünlüğünün sadece Ankara ve İstanbul değil, İzmir’in yerel kalkınması ve demokratik işleyişi için de hayati olduğunu belirten Yücel, "Adalet ekmek gibi su gibi bir ihtiyaçtır ve bir gün herkese lazım olacaktır" uyarısında bulundu. İzmir’deki sivil toplum kuruluşları ve hukuk çevreleri, Yücel’in dile getirdiği "bağımsız yargı" talebinin, şehrin demokratik standartlarını korumak adına takipçisi olmaya devam ediyor.

Deniz Yücel, mücadelenin sadece meclis kürsüleriyle sınırlı kalmayacağını, sokaklarda ve meydanlarda halkın iradesini savunmaya devam edeceklerini belirterek konuşmasını sonlandırdı. Bu gelişme, özellikle İzmir'deki yerel siyasetçiler ve yargı reformunun etkilerini yakından takip eden hukukçular arasında geniş yankı uyandırdı.

Sık Sorulan Sorular

12. Yargı Paketi'nin 18. Maddesi neden tartışılıyor?

Söz konusu madde, kaçak sanıkların yargılanmasına ilişkin düzenlemeler içeriyor. CHP İzmir Milletvekili Deniz Yücel, bu maddenin Anayasa Mahkemesi tarafından daha önce iki kez iptal edildiğini, ancak iktidarın AYM'nin gerekçelerini dikkate almadan düzenlemeyi tekrar meclise getirdiğini belirterek, bu durumun hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğunu savunuyor.

Deniz Yücel'in bahsettiği "tutuklu 26 belediye başkanı" kimleri kapsıyor?

Deniz Yücel, konuşmasında isim vermeksizin CHP bünyesinde görev yapmış veya seçilmiş 26 belediye başkanının çeşitli soruşturmalar kapsamında tutuklu bulunduğunu ifade etti. Bu durumun masumiyet karinesini ihlal ettiğini ve somut deliller yerine gizli tanık beyanlarına dayandığını vurgulayarak, yargının siyasileştiğini iddia etti.

Yargı reformu tartışmalarının İzmir için önemi nedir?

İzmir, yerel yönetimlerin güçlü olduğu ve demokratik hakların önemsendiği bir kenttir. Deniz Yücel'in TBMM'deki çıkışı, İzmirli seçmenlerin yerel iradesine yönelik olası hukuki müdahalelere karşı bir duruş niteliği taşıyor. Bağımsız yargı talebi, İzmir'deki belediyecilik hizmetlerinin ve siyasi temsilin güvence altına alınması anlamına geliyor.

Etiketler

#Izmir#IzmirGundem#DenizYucel#TBMM#YargiPaketi#Gundem#CHP