Bahar Candan Davasında Karar Çıktı: Sazan Sarmalı Çetesine Rekor Ceza
Sosyal medya fenomeni Bahar Candan ve suç örgütü üyelerinin yargılandığı dolandırıcılık davasında karar açıklandı. Mahkeme, örgüt liderine 227 yıl hapis cezası verdi.

Küçükçekmece 5. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda yankılanan son sözler, Türkiye'nin aylardır konuştuğu "sazan sarmalı" dolandırıcılığı davasında düğümü çözdü. Sosyal medya fenomeni Alisya Bahar Candan ve kamuoyunda "Nihal Candan" olarak tanınan ablası Gülnihal Çiçek'in de aralarında bulunduğu 21 sanıklı davada, mahkeme heyeti hapis cezalarını birer birer açıkladı. Ucuz araç satışı vaadiyle vatandaşları ağlarına düşüren suç örgütüne yönelik verilen kararlar, dijital dünyanın parıltılı yüzünün ardındaki karanlık tabloyu bir kez daha gün yüzüne çıkardı.
Mahkeme Kararı: Bahar Candan ve Örgüt Üyelerine Hapis Cezası
Duruşmaya tutuklu sanıklar Onur Apaydın ve İlker Oflu, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katılırken, çok sayıda müşteki ve taraf avukatı salonda hazır bulundu. Mahkeme heyeti, davanın en çok merak edilen ismi olan Alisya Bahar Candan'ı "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma" suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. Karar okunurken salondaki sessizlik, sanıkların aldığı ağır cezalarla bozuldu. Özellikle örgüt hiyerarşisi içinde yer alan isimlerin cezaları, dolandırıcılığın boyutunu gözler önüne serdi.
Davanın en ağır faturası ise örgüt lideri olduğu belirtilen tutuklu sanık Onur Apaydın'a kesildi. Mahkeme, Apaydın'ı "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" suçundan 4 yıl 2 ay, "nitelikli dolandırıcılık" suçundan ise tam 227 yıl 6 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırdı. Toplamda asırları aşan bu ceza, benzer dolandırıcılık dosyaları için de emsal niteliği taşıyor. Örgüt yöneticisi olduğu iddia edilen İlker Oflu ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezası alırken, 35 ayrı dolandırıcılık suçundan delil yetersizliği gerekçesiyle beraat ederek tahliyesine karar verildi.
Dava sürecinde hayatını kaybeden Gülnihal Çiçek (Nihal Candan) hakkındaki kamu davası ise yasal prosedür gereği düşürüldü. Mahkeme ayrıca sanıklar Ayhan Güldan, Ömer Çapan ve Şahin Baran'ın üzerlerine atılı tüm suçlardan beraatine hükmederken, diğer sanıklara değişen oranlarda hapis cezaları verildi. Karar öncesi son sözü sorulan Onur Apaydın, bilirkişi raporuna atıfta bulunarak Ömer Şeker isimli şahsın tarafları yönlendirdiğini iddia etti ve suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Sazan Sarmalı Yöntemi ve Mağdurların İfadeleri
Haber konusu olan suç örgütü, özellikle otomobil piyasasındaki arz-talep dengesizliğini kullanarak vatandaşları dolandırıyordu. "Sazan sarmalı" olarak bilinen bu yöntemde, piyasa değerinin çok altında araç ilanları verilerek güven telkin ediliyor, ardından çeşitli bahanelerle kapora ve ödeme toplanıyordu. İzmir gibi ikinci el araç piyasasının kalbi sayılan illerde de benzer yöntemlerle mağdur edilen çok sayıda vatandaşın olduğu biliniyor. Mahkeme kayıtlarına geçen detaylara göre, çete üyeleri lüks restoranlarda ve sosyal mecralarda yarattıkları "zenginlik" imajıyla kurbanlarını ikna ediyordu.
Tutuklu sanık İlker Oflu, duruşmadaki savunmasında yaklaşık iki yıldır tutuklu bulunduğunu ve dosya nedeniyle mağdur olduğunu öne sürerek tahliyesini istedi. Mahkeme, Oflu'nun örgüt üyeliği suçunu sabit görse de, dolandırıcılık eylemlerine doğrudan katılımı konusunda "şüpheden sanık yararlanır" ilkesini uygulayarak tahliye yolunu açtı. Ancak Onur Apaydın için verilen rekor ceza, mahkemenin dolandırıcılık eylemlerinin sistematik ve planlı yapısını tescillediğini gösteriyor. Dosyada adı geçen 21 sanığın her birinin rolü, hazırlanan kapsamlı iddianame ve bilirkişi raporlarıyla tek tek analiz edildi.
İzmirli Otomobil Alıcıları İçin Kritik Uyarı
Bu dava ve açıklanan ağır cezalar, özellikle İzmir'in Gaziemir, Bornova ve Otokent gibi yoğun ikinci el araç ticaretinin döndüğü bölgelerdeki vatandaşlar için hayati bir uyarı niteliği taşıyor. İzmirli hukukçular, sosyal medya fenomenlerinin dahil edildiği bu tür "güven odaklı" dolandırıcılık vakalarına karşı İzmirlilerin dikkatli olması gerektiğini sık sık vurguluyor. Özellikle piyasa fiyatının %20-%30 altında sunulan "fırsat" araçlarının, genellikle bu tür suç örgütlerinin bir tuzağı olduğu gerçeği, verilen 227 yıllık hapis cezasıyla bir kez daha kanıtlanmış oldu.
İzmir'deki emniyet birimlerinin de benzer şebekelere karşı operasyonlarını sürdürdüğü bu dönemde, Candan kardeşler davası dijital dolandırıcılıkla mücadelede bir dönüm noktası olarak görülüyor. İzmirli yatırımcılar ve araç sahibi olmak isteyenler için bu karar, hukuki sürecin ne kadar sert işleyebileceğini göstermesi açısından büyük önem arz ediyor. Uzmanlar, ödemelerin mutlaka resmi kanallar üzerinden ve araç tesciliyle eş zamanlı yapılmasını öneriyor. Bu gelişme, özellikle Karşıyaka ve Konak gibi ticaretin yoğun olduğu ilçelerdeki vatandaşların dijital dolandırıcılık yöntemlerine karşı daha bilinçli olmasını zorunlu kılıyor.
Sık Sorulan Sorular
Bahar Candan davasında neden bu kadar yüksek hapis cezası verildi?
Mahkeme, örgüt lideri Onur Apaydın'a "nitelikli dolandırıcılık" suçundan 227 yıl hapis cezası verdi. Bunun temel sebebi, dolandırıcılık eyleminin çok sayıda mağdura karşı, zincirleme ve sistematik bir şekilde işlenmiş olmasıdır. Türk Ceza Kanunu uyarınca, her bir mağdur için ayrı ayrı hesaplanan cezalar toplandığında bu tür rekor süreler ortaya çıkabilmektedir. Bahar Candan ise örgüt üyeliği kapsamında 2 yıl 6 ay ceza almıştır.
Nihal Candan neden ceza almadı ve davası neden düştü?
Kamuoyunda Nihal Candan olarak bilinen Gülnihal Çiçek, yargılama süreci devam ederken hayatını kaybetmiştir. Türk hukuk sistemine göre, bir sanık yargılama aşamasında vefat ederse, hakkındaki kamu davası düşürülür. Bu nedenle mahkeme heyeti, Nihal Candan hakkında herhangi bir mahkumiyet veya beraat hükmü kurmamış, davanın yasal olarak sonlandırılmasına karar vermiştir.
Sazan sarmalı yöntemiyle dolandırılanlar paralarını geri alabilecek mi?
Ceza mahkemesinin verdiği bu karar, sanıkların suçlu olduğunu tescillemektedir. Mağdurlar, bu kesinleşmiş ceza mahkemesi kararını delil göstererek hukuk mahkemelerinde tazminat davası açabilir veya icra takibi başlatabilirler. Ancak paraların geri alınabilmesi, sanıkların üzerine kayıtlı mal varlığı bulunmasına bağlıdır. İzmirli mağdurların bu süreçte mutlaka uzman bir avukat desteği alarak yasal süreci takip etmeleri önerilmektedir.
Etiketler


