Gündem

Altay Bebek Davasında Kimyasal Silah Şoku: Müebbet...

İzmir Konak'ta böcek ilacından zehirlenerek ölen 1 yaşındaki Altay bebeğin davasında tanıklar konuştu. Sanıklar için müebbet hapis isteniyor.

Elif Sönmez
11 görüntülenme
Altay Bebek Davasında Kimyasal Silah Şoku: Müebbet...

İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin duruşma salonunda, evlatlarını böcek ilacı zehirlenmesi sonucu toprağa veren Kınalı çiftinin üzerindeki tişörtler, davanın ağırlığını sessiz bir feryat gibi yansıttı. Konak ilçesinde 11 Kasım 2024 tarihinde yaşanan ve tüm İzmir’i yasa boğan olayda, 1 yaşındaki Altay Toprak Kınalı’nın hayatını kaybetmesine ilişkin yargılama süreci kritik tanık ifadeleriyle devam ediyor. Anne Raziye ve baba Recep Kınalı, duruşmaya çocuklarının fotoğraflarının basılı olduğu tişörtlerle katılarak adaletin yerini bulmasını bekliyor.

Duruşmada tutuklu sanık, ilaçlama firmasının sahibi 47 yaşındaki B. Ö. Ve ona yardım eden tutuksuz sanık 44 yaşındaki E. G. Hakim karşısına çıktı. İzmir'in göbeğinde, bir apartman dairesinin ilaçlanması sırasında kullanılan kimyasalların nasıl birer "silaha" dönüştüğü, mahkeme tutanaklarına giren ifadelerle bir kez daha gün yüzüne çıktı. Savcılık, sanıklar hakkında "kimyasal silah kullanarak kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası talep ederken, zehirlenen diğer 5 kişi için de ayrı ayrı 4'er yıla kadar hapis cezası istiyor.

Tanık S. Ç.: "Üst Katta Bebek Olduğunu Söyledik"

Duruşmanın en sarsıcı anlarından biri, ilaçlama yapılan apartmanda ikamet eden S. Ç.'nin tanık kürsüsüne çıkmasıyla yaşandı. S. Ç., ilaçlama ekibinin binaya girdiği andan itibaren büyük bir ihmaller zincirinin başladığını iddia etti. Oğlunun, ilaçlamayı yapan kişileri binada bebek yaşadığı konusunda defalarca uyardığını belirten S. Ç., bu uyarıların dikkate alınmadığını vurguladı. "Oğlum, ilaçlamayı yapanlara üst katta bir bebek olduğunu açıkça söyledi" diyen tanık, binada hiçbir güvenlik önlemi alınmadığını ifade etti.

İlaçlama sonrası yaşanan süreci anlatan S. Ç., binada herhangi bir uyarı levhası veya bilgilendirme yazısının bulunmadığını söyledi. "İlaçlama yapıldıktan sonra apartmana uyarıcı yazı kesinlikle asılmadı. Bizi de dikkatli olmamız konusunda kimse uyarmadı" ifadelerini kullanan tanık, apartman sakinlerinin büyük bir risk altında bırakıldığını dile getirdi. Bu ihmaller, 11 Kasım tarihindeki olaydan sadece 3 gün sonra 1 yaşındaki Altay Toprak Kınalı’nın zehirlenerek yaşamını yitirmesiyle sonuçlanmıştı.

Baba Recep Kınalı ise mahkeme heyetine seslenerek, sanık B. Ö.’nün ilacın öldürücü etkisini bildiğini itiraf etmesine rağmen neden tahliye önlemi almadığını sordu. Kınalı, "Sanık, ilacın öldürücü etkiye sahip olduğunu bildiğini söylüyor ancak ilaçlamayı bina tamamen boşaltılmadan yapıyor. Buna anlam vermek mümkün değil" diyerek tepkisini dile getirdi. Ailenin avukatları da sanıkların en ağır cezayı alması yönündeki taleplerini yineledi.

Fosfin Gazı Raporu: Bebek Kimyasal Gazla Can Vermiş

Altay bebeğin ölüm nedenine ilişkin hazırlanan bilirkişi raporları, olayın vahametini teknik verilerle ortaya koyuyor. Adalet Bakanlığı 5. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan mütalaada, küçük Altay’ın "kimyasal fosfin gazına" maruz kalması sonucu hayatını kaybettiği net bir şekilde belirtildi. 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu da bu görüşü destekleyerek, ölümün doğrudan binadaki böcekler için uygulanan ilaca bağlı zehirlenme sonucu gerçekleştiğini teyit etti.

Bu raporlar üzerine daha önce adli kontrol şartıyla serbest bırakılan şüpheliler B. Ö. Ve E. G. Yeniden tutuklanmıştı. Ancak davanın ilk duruşmasında mahkeme, sanıklardan E. G.'nin adli kontrol şartıyla tahliyesine karar vermişti. Mevcut duruşmada Cumhuriyet Savcısı, sanık B. Ö.'nün tutukluluk halinin devamını, tanıkların dinlenmesini ve dosyadaki eksiklerin giderilmesini talep etti. Sanık B. Ö. İse savunmasında, ölüm olayının ilaçlamadan kaynaklandığını düşünmediğini iddia ederek Adli Tıp Kurumu’ndan yeniden rapor alınmasını istedi.

Sanık E. G. İse olaydaki rolünün kısıtlı olduğunu savunarak beraatını talep etti. Mahkeme heyeti, tarafların taleplerini dinledikten sonra dosyadaki mevcut durumun korunmasına, sanık B. Ö.’nün tutukluluk halinin devamına ve eksik hususların giderilmesi için duruşmanın ertelenmesine karar verdi. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bu dava, kentteki merdiven altı ve denetimsiz ilaçlama faaliyetlerinin yarattığı tehlikeyi bir kez daha gözler önüne serdi.

İzmir İçin Ne Anlama Geliyor?

Bu dava, sadece acılı bir ailenin adalet arayışı değil, aynı zamanda İzmir'deki binlerce apartman dairesinin güvenliğini ilgilendiren emsal bir nitelik taşıyor. Konak gibi nüfus yoğunluğunun ve bitişik nizam yapılaşmanın fazla olduğu ilçelerde, kontrolsüz kullanılan tarım ilaçlarının veya ağır kimyasalların halk sağlığı için nasıl büyük bir tehdit oluşturduğu bu acı olayla kanıtlandı. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "kimyasal silah" vurgusu yapan iddianamesi, bu tür ihmallerin artık basit bir "taksirle öldürme" olarak değil, çok daha ağır suçlar kapsamında değerlendirildiğini gösteriyor.

Özellikle Ege Üniversitesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi gibi kurumlardaki uzmanların sık sık uyardığı "bilinçsiz ilaçlama" konusu, bu davanın sonucuna göre yeni bir yasal denetim sürecini tetikleyebilir. İzmir Valiliği ve İl Sağlık Müdürlüğü'nün bu olay sonrası denetimlerini sıkılaştırması beklenirken, davanın seyri Konak ve çevre ilçelerdeki apartman yönetimlerinin ilaçlama firması seçimlerinde çok daha titiz davranması gerektiğini hatırlatıyor. Bu gelişme, özellikle dar gelirli ailelerin yaşadığı eski yapılarda ve çok katlı apartmanlarda yaşayan milyonlarca İzmirliyi yakından ilgilendiriyor.

Sık Sorulan Sorular

Altay bebeğin ölümüne neden olan fosfin gazı nedir?

Fosfin gazı, genellikle tarım ürünlerinin depolanmasında kullanılan ve son derece zehirli, renksiz bir bileşiktir. İnsan sağlığı için ölümcül etkileri olan bu gaz, kapalı alanlarda kullanıldığında hava yoluyla hızla yayılarak sinir sistemini ve solunumu felç eder. Altay bebeğin davasında bu gazın "kimyasal silah" olarak nitelendirilmesinin sebebi, öldürücü etkisinin bilinmesine rağmen yerleşim alanında kontrolsüzce kullanılmasıdır.

Sanıklar hakkında istenen hapis cezası ne kadardır?

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianameye göre, sanıklar B. Ö. Ve E. G. Hakkında "kimyasal silah kullanarak kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası talep edilmektedir. Ayrıca, aynı binada zehirlenen diğer 5 mağdur için "silahla kasten yaralama" suçundan her bir mağdur için ayrı ayrı 4'er yıla kadar hapis cezası istenmektedir. Mahkeme süreci bu ağır suçlamalar üzerinden yürütülmektedir.

İlaçlama sırasında apartman sakinlerinin uyarılması zorunlu mudur?

Evet, yasal düzenlemelere göre profesyonel ilaçlama yapan firmaların, uygulama öncesi ve sonrası apartman sakinlerini bilgilendirmesi, uyarı levhaları asması ve gerekli havalandırma süresi dolana kadar binaya girişi engellemesi zorunludur. Altay bebek davasında tanıkların "hiçbir uyarı levhası asılmadı" ifadesi, sanıkların iş güvenliği ve halk sağlığı kurallarını ihlal ettiğine dair en önemli delillerden biri olarak kabul edilmektedir.

Etiketler

#Izmir#IzmirGundem#Konak#AltayBebek#Asayis#Gundem#Haber

İlgili Rehberler