71 Devlet Hastanesi Arazisi Satışa Çıkarıldı: Sağlıkta Büyük...
Resmi Gazete'de yayımlanan kararla 71 sağlık tesisi arazisi özelleştirme kapsamına alındı. Birlik Sağlık-Sen Başkanı Ahmet Doğruyol, kararın sağlık hizmetlerine erişimi zorlaştıracağını belirtti.

Resmi Gazete’nin 24 Nisan 2026 tarihli ve 33233 sayılı nüshasında yayımlanan 11187 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararıyla, Türkiye genelinde 71 devlet hastanesi ve sağlık kuruluşuna ait taşınmazlar özelleştirme kapsamına alındı. Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan bu değerli araziler ve üzerindeki yapılar, 31 Aralık 2028 tarihine kadar tamamlanması öngörülen bir süreçle satışa sunulacak. Şehir merkezlerinde yer alan ve ekonomik değeri oldukça yüksek olan bu alanların elden çıkarılacak olması, sağlık dünyasında büyük bir tartışmanın fitilini ateşledi.
Özelleştirme Kapsamına Alınan 71 Taşınmazın Detayları
Yayımlanan karara göre, mülkiyeti Maliye Hazinesi’ne ait olan toplam 71 adet taşınmaz ve bu taşınmazlar üzerinde bulunan tüm binalar özelleştirme idaresine devredildi. Karar metninde, bu satışlardan elde edilecek gelirin sağlık yatırımlarında kullanılacağı ifade edilse de, kamuoyunda bu alanların geleceğine dair ciddi soru işaretleri oluştu. Özellikle il ve ilçe merkezlerinde bulunan, ulaşımı kolay ve merkezi konumdaki bu arazilerin ticari ranta açılma ihtimali tepkilerin odak noktasını oluşturuyor.
Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, daha önce de benzer kamu arazilerinin satışa çıkarıldığını hatırlatarak, bu yeni kararın kamu sağlığı açısından riskler taşıdığını vurguladı. Doğruyol, 31 Aralık 2028’e kadar tamamlanması hedeflenen bu sürecin, devletin elindeki en değerli sağlık alanlarının kaybı anlamına geleceğini belirtti. Satışa konu olan arazilerin bulundukları yer ve konum itibarıyla paha biçilemez değerde olduğu, bu nedenle de yatırımcıların iştahını kabarttığı ifade ediliyor.
Kararın uygulanmasıyla birlikte, pek çok ilde yıllardır hizmet veren köklü sağlık kuruluşlarının arazileri özel sektöre geçecek. Bu durum, şehir merkezlerindeki sağlık alanlarının daralmasına ve vatandaşların sağlık hizmetlerine ulaşmak için şehir dışındaki dev tesislere mahkum edilmesine yol açabilir. Sendika temsilcileri, bu kararın kamu yararından ziyade gelir elde etme odaklı olduğunu savunuyor.
Birlik Sağlık-Sen: "Vatandaşa En Yakın Hizmet Elinden Alınıyor"
Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol, yaptığı sert açıklamada, vatandaşa verilebilecek en iyi sağlık hizmetinin ikametgahına en yakın noktada sunulan hizmet olduğunu hatırlattı. Doğruyol, "Yıllardır ifade ettiğimiz gibi, genel itibarıyla yeni yapılan hastanelerin şehir dışına çıkartılarak, şehir merkezlerinde bulunan vatandaşlarımızın kolay ulaşabildiği sağlık kuruluşlarının satılarak gelir elde etme çabası doğru bir yöntem değildir" dedi. Doğruyol'a göre, bu arazilerin satılması yerine Sağlık Bakanlığı bünyesinde kalması milletin menfaatine olacak.
Satışa çıkarılan arazilerin hastane olarak kullanılmasa dahi kamu hizmetinde kalması gerektiğini savunan Doğruyol, alternatif çözüm önerilerini de sıraladı. Bu alanların; İl Sağlık Müdürlükleri, İlçe Sağlık Müdürlükleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri, Aile Sağlığı Merkezleri veya 112 Acil Sağlık Hizmetleri istasyonları olarak değerlendirilebileceğini belirtti. Şehir merkezindeki bu alanların bir kez kaybedilmesi durumunda, gelecekte buralarda yeniden sağlık tesisi kurmanın maliyetinin çok daha ağır olacağı uyarısında bulundu.
Doğruyol, merkezi konumdaki sağlık alanlarının betonlaşmaya veya ticari projelere kurban edilmesinin geri dönüşü olmayan bir hata olacağını ifade etti. Özellikle yaşlı ve dar gelirli vatandaşların şehir merkezindeki bu poliklinik ve hastanelere yürüyerek veya tek bir toplu taşıma aracıyla ulaşabildiğini, satış kararıyla bu imkanın ortadan kalkacağını dile getirdi.
Şehir Hastaneleri ve Tasarruf Eleştirisi
Özelleştirme kararının gerekçesi olarak sağlık yatırımlarına kaynak oluşturulmasının gösterilmesine de tepki gösteren Ahmet Doğruyol, bütçedeki asıl "kara deliğin" şehir hastaneleri olduğunu iddia etti. Doğruyol, "Sağlık yatırımları konusunda kaynak aranıyorsa, öncelikle her metrekaresine kira ödediğimiz ve hasta garantisi verdiğimiz, her yıl milyarlarca TL ücret ödediğimiz bütçenin kara deliği olan şehir hastanelerinden tasarruf edelim" ifadelerini kullandı.
Şehir hastanelerine ödenen yüksek kira ve hizmet bedellerinin kamu bütçesi üzerinde büyük bir yük oluşturduğunu savunan Doğruyol, bu sistemden yapılacak küçük bir tasarrufun bile 71 arazinin satışından gelecek gelirden çok daha fazla olabileceğini öne sürdü. Sendika başkanı, sağlıkta özelleştirme mantığının vatandaşın cebine ve hizmet kalitesine olumsuz yansıyacağını, devletin temel görevinin bu alanları korumak olduğunu belirtti.
Kamu kaynaklarının etkin kullanımı adına yapılan bu satışın, uzun vadede devletin kendi hizmet binaları için kiralık yer aramasına neden olabileceği de vurgulanan riskler arasında yer alıyor. Şehir merkezindeki mülklerini satan devletin, ilerleyen yıllarda aynı bölgelerde hizmet sunabilmek için çok daha yüksek bedellerle yer kiralama veya satın alma zorunluluğu doğabileceği ifade ediliyor.
İzmir İçin Ne Anlama Geliyor?
İzmir, Türkiye'nin en yoğun sağlık trafiğine sahip kentlerinden biri olarak bu kararın etkilerini doğrudan hissedecek illerin başında geliyor. Özellikle Konak, Karşıyaka, Bornova ve Buca gibi merkez ilçelerde bulunan eski hastane binaları ve sağlık arazileri, İzmirlilerin sağlık hizmetine erişiminde kritik rol oynuyor. Şehir merkezindeki bu değerli arazilerin özelleştirilmesi, İzmir'in kentsel dokusunu ve yerel sağlık ağını kökten değiştirebilir.
İzmir'de Bayraklı Şehir Hastanesi'nin açılmasıyla birlikte bazı merkez hastanelerin taşınması veya hizmet kapasitelerinin düşürülmesi tartışmaları halihazırda devam ediyordu. 71 arazinin satış listesine girmesi, İzmir'deki atıl veya az kapasiteli kullanılan merkezi sağlık alanlarının da bu kapsama alınabileceği endişesini doğurdu. İzmir Valiliği ve İzmir İl Sağlık Müdürlüğü'nün bu süreçte hangi alanların satışa çıkacağı konusunda yapacağı açıklamalar, kent sakinleri ve sağlık çalışanları tarafından yakından takip ediliyor.
Bu gelişme, özellikle İzmir'in merkez ilçelerinde yaşayan ve ulaşım kolaylığı nedeniyle yerel hastaneleri tercih eden 1 milyondan fazla vatandaşı ve sağlık hizmeti sunan yerel kurumları yakından ilgilendiriyor.
Sık Sorulan Sorular
Özelleştirme süreci ne zaman tamamlanacak?
24 Nisan 2026 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararına göre, 71 devlet hastanesi ve sağlık kuruluşu arazisinin özelleştirme işlemlerinin 31 Aralık 2028 tarihine kadar tamamlanması öngörülüyor. Bu süre zarfında taşınmazların ihale süreçleri ve satış işlemleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülecek.
Satışa çıkarılan araziler hangileridir?
Karara göre Maliye Hazinesi adına kayıtlı olan ve aralarında devlet hastaneleri ile çeşitli sağlık kuruluşlarının bulunduğu toplam 71 adet taşınmaz ve üzerindeki yapılar satış kapsamına alınmıştır. Bu araziler genel olarak Türkiye genelindeki il ve ilçe merkezlerinde bulunan, konumu itibarıyla ekonomik değeri yüksek olan yerlerden oluşmaktadır.
Birlik Sağlık-Sen'in satış kararına itiraz gerekçesi nedir?
Birlik Sağlık-Sen, sağlık hizmetlerinin vatandaşa en yakın noktada verilmesi gerektiğini savunarak bu satışlara karşı çıkmaktadır. Sendika, şehir merkezindeki sağlık alanlarının satılmasının gelecekte bu bölgelerde yeniden sağlık tesisi kurmayı imkansız hale getireceğini ve asıl tasarrufun şehir hastanelerine ödenen kira bedellerinden yapılması gerektiğini savunmaktadır.
Etiketler


